film izle
16 Eylül 2019, Pazartesi
Ana Sayfa / Belirli Gün ve Haftalar / Anneler Günü (Mayıs ayının 2. Pazar günü) / Anneler Günü (Mayıs ayının 2. Pazar günü)

Anneler Günü (Mayıs ayının 2. Pazar günü)

belirli günlerAnneler Günü – Annelik Hakkında Güzel Sözler

– Anne sevgisi bütün sevgilerin kaynağıdır.

– Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz.

– Cennet anaların ayağı altındadır.

– En çabuk kabul olan dua, annenin duasıdır.

– Kadınlar zayıftır ama, anneler güçlüdür.

– Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.

– Anneler, çocuklarıyla ilgili her şeyi görmeseler bile, kalpleriyle hissederler.

– Bana, okuduğum kitapların en güzelini sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.

– Anaya borç tükenmez.(Ödemekle Bitmez)

– Ana evin temelidir.

– En değerli armağan sevgidir. Annenize sevginizi veriniz.

– Dünyada her güzel şey kadının (ananın) eseridir. (Atatürk)

 – Kızlarını (geleceğin analarını) okutmayan milletler, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş demektir. (Atatürk)

belirli günlerAnneler Günü Hakkında genel bilgi

Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü’dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katla­nan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.
Amerika’nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis’in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis’in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis’le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis’e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi. Bu iki cümle, Jarvis’i çok etkile­di. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis’in annesine olan sevgisini azaltmadı. Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek. anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis’in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.
Arkadaşları Jarvis’in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.
Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği’nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.

belirli günler
Anneler Günü Hakkında Yazı

AnnelerGüNü

Bir çok ülkede her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü olarak kutlanmakta; o gün annelerin toplum ve insanlık hayatındaki kutsal yeri ve önemi anlatılmaktadır. Böylece insanlık ailesinde ortak bir anneler bayramı doğmuş bulunmaktadır. Bu geleneğin ilk kurucusu Jarvis adında duygulu bir genç kızdır. Jarvis, Amerika’nın Philadelphia şehrinde yaşayan orta halli bir ailenin kızıydı. 1906 yılında annesi öldüğü zaman hayatının en büyük yıkıntısına uğradı. Ona öyle geliyordu ki, annesinin ölümünden sonra dünyanın bütün düzeni bozulacaktır. Kendisini bu karanlık düşünceye kaptıran genç kız, bütün bir yılı üzüntü içinde geçirdi. Annesi 1906 yılının 6 mayıs günü ölmüştü. Jarvis 1907 yılının 6 mayısında bütün yakın arkadaşlarını toplayarak annesini andı ve her yılın 6 mayısını annesinin günü olarak kutlamayı arkadaşlarına teklif etti. Arkadaşları bu düşünceyi kabul ettiler. Derken o çevrede Jarvis’in propagandası sonucu, her mayıs ayının ikinci pazarı anneler günü olarak kabul edildi. Bu akım kısa bir süre içinde haklı taraftarlar buldu. 1912 yılında Teksas valisi, bu akımı resmî bir niteliğe ulaştırdı. Her yılın mayıs ayının ikinci pazar günü anneler günü olarak kabul edildi. Böylece anneler günü doğmuş oldu. Kısa süre içinde bütün Amerika eyaletleri, her yılın mayısının ikinci pazar gününü Anneler Günü olarak kabul ve ilân ettiler.Anneler Günü düşüncesi, kısa zamanda, Avrupa’ya ve Uzak Doğu’ya geçti. 1923 yılında, başta Almanya olmak üze re, birçok Avrupa ülkeleri, anneler için yılın bir gününü adamayı uygun gördüler. Böylelikle duygulu bir genç kız olan Jarvis’in ve fakarlığı, aradan yirmi yıl geçmeden, birçok ülkede de bir gelenek halini aldı.

Ülkemizde Anneler Günü
1956′da yayınlanan bir kararname ile her yılın mayıs ayının ikinci pazar günü Türkiye’de de Anneler Günü olarak kabul edildi. Bu kararnamenin bir hatırası olarak o yıl, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın resmini taşıyan bir hatıra pulu çıkarıldı. Anneler Günü’nün en önemli özelliği, o gün, millet, aile ve insan olarak, annenin değerini belirtmektir. Anne, insanlık hayatında, bir benzeri daha bulunmayan kutsal bir varlıktır. Başka hiçbir varlık onunla ölçülemez ve ona benzetilemez, Anneler gününde, her çocuğun, annesine, gücü yettiği ölçüde, bir armağan vermesi, o günün yerleşmiş ve çok güzel bir geleneğidir.
Bu yeni geleneğe benzer törenler eski çağlarda da vardı. İlk çağlarda Tanrıların Ulu Anası Rhea için 15 Martta yapılan şenlikler bir çeşit anneler günü sayılırdı. Bu âdet o çağda Anadolu’da çok yaygındı. Sonraları Hıristiyanlar da buna benzer törenler yapmaya başladılar. O gün çocuklar, kilisedeki törenden sonra, annelerine armağanlar verirlerdi.

ATATÜRK’ÜN ANNESİNİN MEZARI BAŞINDAKİ KONUŞMASI

VALDEMİN RUHUNA VE BÜTÜN ECDAT RUHUNA MÜTEAHHİT OLDUĞUM VİCDAN YEMİNİNİ TEKRAR EDEYİM.
VALDEMİN MEDFENİ ÖNÜNDE VE ALLAH’IN HUZURUNDA AHT VE PEYMAN EDİYORUM. BU KADAR KAN DÖKEREK MİLLETİN İSTİHSAL VE TESBİT ETTİĞİ HÂKİMİYETİN MUHAFAZA VE MÜDAFAASI İÇİN İCAP EDERSE VALDEMİN YANINA GİTMEKTE ASLA TEREDDÜT ETMİYECEĞİM.
HAKİMİYETİ MİLLİYE UĞRUNDA CANIMI VERMEK, BENİM VİCDAN VE NAMUS BORCUM OLSUN.

belirli günlerAnneler Günü Hazır Konuşma Metni

Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü‘dür. Anneler Günü evrensel bir gündür.Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.

Bu anlamlı günde sizlerle bir arada olmaktan çok mutluyum Hepinizin Anneler Günü‘nü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Kadına bahşedilip de Erkeklerde olmayan en önemli meziyetlerin başında Annelik gelmektedir. Ana olabilmek ve bu meziyetle donatılmak ne kadar güzel bir duygudur !…

Analar olmasaydı insanlık olmazdı. Ana o kadar değerlidir ki , Cennetin Anaların ayağının altında olduğunu unutmayalım Analarımız ailenin temel direği ve toplumun da geleceğidir. Sağlam bir toplum ancak temelleri sağlam atılmış Aileyle yapısı ile mümkündür. Analarımız dilimizin öğreticisidir. Hayatı bize tanıtanlardır.

Bu anlamda annelerimiz ilk ve ebedi öğretmenlerimizdir. Bizim onlardan öğreneceklerimiz bir hayat boyu devam eder. Hayatımıza ait güzelliklerin başında hep anamızın bize öğrettikleri ve bizim için yaptıkları gelir. Anaların çocuklarına sevgileri karşılıksızdır. Gerçek sevgi ve merhameti görmek isteyenler annelerimize bakmalıdırlar. Onların her bakışında sevginin ayrı bir yanı keşfedilir. Çünkü sevgili annelerimiz için ne yapılsa azdır. Onlar her şeyin en güzeline layıktırlar. Bu duygu ve düşünceler içerisinde sözlerime bir şiirle son vermek istiyorum.

Annesi dün Zeynep’e:
“Melek Yavrum!” diyordu.
İşitince bu sözü
Kız merak etti, sordu.:
‘Melek yavrum ne demek’
Doğrusu anlamadım.
Melek kanatlı olur:
Hani benim kanadım?

Cevap verdi annesi:

– Üç yavrum daha vardı,
Onlar kanatlanarak
Elimden uçmuşlardı.

Hepsi yalnız bıraktı,

Bu talihsiz kadını,
Bari sen uçma diye
Kopardım kanadını!

belirli günlerAnneler günü için okul programı konuşma metni

Değerli öğretmen arkadaşlarım, sayın veliler ve sevgili öğrenciler;

Okulumuz Anasınıfı öğretmen ve öğrencilerinin hazırlamış olduğu, mayıs ayının II. haftasında kutlanan “Anneler Günü” programımıza hoş geldiniz.

Değerli misafirler;

Annelerimiz bizim saygı ve hürmete en layık olan varlıklarımızdır. Çünkü onların bizler üzerinde emeği çoktur. İnsan ki doğumundan yetişmesine kadar en çok emek harcanan ve bakımı meşakkatli bir varlıktır. Bütün bu zahmetli sürece rağmen onlar,  hiç bir zaman anne oldukları için şikâyet etmezler. Bizim daha sağlıklı olmamız için gerekirse aç, susuz ve uykusuz kalırlar.

Annelerimize ve büyüklerimize karşı saygımız daim olmalıdır. Onlara sadece gençliliklerinde değil, yaşlandıklarında da saygı göstermeliyiz.

Değerli misafirler;

Sizlere anne hakkını, hukukunu ve sadakatini en güzel şekilde anlatan bir hikaye anlatmak istiyorum;

Yemen ülkesinin Karan köyünde Üveys adlı bir genç yaşardı. Deve çobanlığı yapan, çok yoksul bir gençti. Yaşlı anasından başka kimsesi yoktu. Yoksul olmasına yoksuldu ama, dağ gibi bir imanı vardı. Peygamberimizi görmeden Müslüman olmuştu.

Üveys putlara tapmıyordu. Sürekli çöllerde dolaşıyor, Allah’a ibadet etmekle vakit geçiriyordu. Karan köyünde Üveys ve annesinden başka herkes putlara tapıyordu. Üveys onlarla mücadele ediyor, bıkmadan insanlara İslâm’ı anlatıyordu.

Böylece yıllar geçti. Üveys orta yaşlı bir adam oldu. Annesi ise çok yaşlandı. Üveys’in dindarlığı gittikçe arttı. Sonunda Allah’ın büyük velilerinden oldu. Ünü her tarafa yayıldı. Herkes onu Üveys el-Karanî diye çağırmaya başladı.

Ancak ne yazık ki Üveys mutlu değildi. Çünkü Peygamberimizden çok uzak bir yerde yaşıyordu. Hâlbuki Peygamberimizi görmek, onunla konuşmak istiyordu. Peygamberimizi çok özlemişti. Ama yaşlı annesini bırakıp Medine’ye, Peygamberimizin yanına gidemezdi. Annesine bakacak kimsesi yoktu.

Üveys bir gün dayanamadı. Yaşlı annesinin önünde diz çöktü:

– Anneciğim! Artık dayanacak gücüm kalmadı. Peygamber efendimizi görmek istiyorum. Lütfen izin ver! diye konuştu.

Üveysin annesi duygusal bir sesle:

– Oğlum, Bu yaşlı, hasta anneni kime bırakıp gideceksin? diye karşılık verdi.

– Çabuk gider gelirim. Fazla vaktimi almaz. dedi. Üveys.

Üveys’in annesi hüzünle gülümsedi. Sonra:

– Benim melek evlâdım! Peygamber aşkı senin aklını başından almış. Burası ile Medine arasında kilometrelerce  yol var. Haftalar sürer senin yolculuğun. Ayrıca yayan gitmen lâzım. Ne bir deven, ne de bir atın var. O sıcak çöllerde aç, susuz ve bineksiz nasıl günlerce yolculuk yaparsın? diye sözlerini sürdürdü…

Üveys kararlılıkla:

– Peygamber efendimizi bir kere bile olsa görmek için her türlü sıkıntıya hazırım! dedi. Yeter ki sen izin ver…

Üveys’in annesi çaresizlik içinde:

– Pekâlâ git oğlum, Madem çok istiyorsun, git… Ancak bir şartım var. diye konuştu.

Üveys sevinçle annesinin elini öptü. Gülerek:

– Her şartın başım üstüne! dedi. Şartın ne?

– Medine’ye gidince doğruca Peygamberimizin evine varacaksın. Kapıyı çalacaksın. Eğer Peygamberimiz evde değilse, hemen geri döneceksin. Beklemek yok. Anlaştık mı?

– Anlaştık.

– Söz veriyor musun?

– Evet.

Üveys hazırlığını yaptı ve yola koyuldu. Günlerce ve haftalarca çölde yolculuk yaptı. Yorulmak nedir bilmedi. Aç kaldı, susuz kaldı, terledi,  dersimiz.com kum fırtınalarına yakalandı. Ama bunların hiçbirine aldırmadı.

Sonunda bir sabah Medine vardı. Peygamberimizin evini sora sora buldu. Kapısını heyecanla çaldı. Kapıyı Peygamberimizin hanımı açtı. Üveys heyecanla:

– Resulullah evde mi? diye soru.

Validemiz merakla bu garip adama baktı. Yavaşça:

– Sen kimsin? diyerek soruya soru ile cevap verdi.

– Adım Üveys el-Karanî… Deve çobanıyım. Resulullah’ı görmeye geldim.

– Yabancısın o hâlde.

– Evet. Yemen’den geldim.

Validemiz hayretle Üveys’e baktı. Şaşkın bir ses tonuyla:

– Yemen’den ta buraya kadar sadece Peygamberi görmeye geldin, öyle mi? diye mırıldandı.

Üveys, mahzunca başını salladı. Kalbi heyecandan yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu. Biraz sonra sevgili efendisini görecekti çünkü. Canından çok sevdiği Peygamberini görecekti. Yıllardır bu günün özlemiyle yaşamıştı.

Peygamberimizin hanımı;

– Peygamberimiz Medine dışında, onu görmek istiyorsan, beklemelisin! dedi.

Üveys’in yüzü sapsarı kesildi. Titrek bir sesle:

– Resulullah evde değil mi? diye sordu.

– Hayır.

Dünya Üveys’in başına yıkılmıştı âdeta. Kocaman adam hüngür hüngür ağlamaya başladı.

– Niye ağlıyorsun?

Üveys üzgün bir sesle:

– “Anneme söz verdim,. Resulullah’ı evde bulamazsam, hemen geri döneceğimi söyledim ona” diye konuştu.

Daha sonra Üveys:

– Resulullah’a selâmımı söyleyin lütfen! diye yalvardı. Buluşmamız ahirete kaldı artık! İnşallah Allah cennette bizi buluşturur.

Üveys ağlayarak Medine’den ayrıldı. Peygamberi görmeyi çok istemesine rağmen, annesine verdiği sözü tuttu. Çünkü o anne hakkının İslâm’da ne kadar kutsal olduğunu biliyordu. Annesini üzdüğü zaman, Allah’ı da üzmüş olacağının farkındaydı. Üveys, bunu hiçbir zaman yapmazdı. O gerçek bir Müslümandı…

Bizler Üveys el Karani’yi, Veysel Karani olarak biliriz. Annesine bu sadakatinden dolayı peygamberimiz ona mübarek hırkasını hediye etmiştir.

Değerli misafirler;

Burada sözlerime son verirken Yüce Allah’tan, Veysel Karani gibi peygamber aşığı olan, annesine saygı ve sevgiyle yaklaşan, annesine karşı sözlerinde sadakat gösteren kullardan olmayı niyaz ediyorum.

….. ……. / ….. Okulu Müdürü

belirli günlerAnneler Günü ile ilgili 2 perdelik tiyatro oyunu

Anneler Günü 2 perdelik tiyatro oyunu

Oyuncular
Ayhan – Ayhan’ın annesi – Erol
Ayhan’ın sınıf arkadaşı: 1 Çocuk, 2 Çocuk,
Ayhan’ın sınıf arkadaşı: 1 Arı çocuk
2 Arı çocuk, 3 An çocuk
1 Serçe çocuk, 2 Serçe çocuk,
3 Serçe çocuk
1 Perde
1 Sahne

(Sahne basit döşeli bir ev odasını göstermektedir Ortada, üstünde açık kitap ve defterler bulunan bir masa, sağda bir koltuk, solda bir sedir veya birkaç iskemle Anne elinde bir örgü örmektedir Ara sıra gözlüğünün altından karşıya bakar ve birini dinliyormuş gibi hareketler yapar)
Anne— Hala gelmedi Nerede kaldı bu çocuk? (Kalkar, dışarıyı dinler) Şimdi sesleri geliyordu ama yine uzaklaştılar galiba Hem de o kadar kapının önünden ayrılmayın demiştim (Masadaki kitaplara bakar) Dersini de yapmadı Oyun deyince çocuğun aklı gidiyor Derse sıra mı gelir? (pencereye giderek) Üstelik çok merak ediyorum

2 Sahne
(Ayhan arkasında altı, yedi arkadaşıyla beraber büyük bir gürültüyle kapıdan girer)
Ayhan (annesini görmeyerek)— Gelin, gelin çocuklar! Yürüsenize canım, ne korkuyorsunuz? Annem bir şey söylemez
Erol— Hah, işte burada güzel saklambaç oynanır Kanepelerin arkasına saklanırız
Ayhan—Aal Anne, sen burada mısın?
Anne— Ya sen neredesin, benim haylaz çocuğum?
Ayhan—Neredeysem neredeyim, canım aaa
Anne— O nasıl lakırdı?
Ayhan— Basbayağı lakırdı işte Bir de bilmiyormuş gibi soruyorsun Sokakta oynuyordum
Anne— Şimdi de oyuna devam edeceksiniz galiba?
Ayhan— Tabi ya
Anne— Derslerin ne olacak?
Ayhan (aldırmayarak)— Hadi çocuklar saklanın, ben ebeyim
1 Çocuk (yavaş)— Annen kızıyor ama
Ayhan— Aldırma O her zaman kızar
2 Çocuk— öyleyse körebe oynayalım
3 Çocuk— Evet evet, körebe
4 Çocuk— Birdirbir varken körebe oynanır mı yahu?
Anne (yavaşça)— Bak, arkadaşlarının yanında seni utandırmamak için ses çıkarmıyorum Sonra görüşürüz (Sahneden çıkar)
Ayhan— Olur, olur Hele oyunumuz bitsin de o zaman görüşürüz

3 Sahne
Çocuklar – Ayhan

Ayhan- Şu anneler de ne tuhaf yahu! Her şeye karışı yorlar
1 Çocuk— Dersini mi yap, diyor?
Ayhan—Tabi Başka ne diyecek Bütün anneler öğretmenlerle birlik olmuşlar, çocukların canını çıkarıyorlar Hadi saklanın
4 Çocuk— Yook, olmaz Birdirbir bir oynayacağız
3 Çocuk— Kim yatacak?
Ayhan— Ben atlayacağım, kim yatarsa yatsın
1 Çocuk— Oh! Ne ala ev sahipliği bu? önce sen yat
2 Çocuk— öyleyse yat bakalım
3 Çocuk (Ensesinden tutar)— Hadi başını eğ de atlayalım
1 Çocuk— Hhhh, ha şöyle
Ayhan— Hadi çabuk olun, yoksa kalkarım şimdi
3; Çocuk—Varan birrr
2- Çocuk—Varan ikiii
4 Çocuk— Varan üüüç (Arka arkaya birkaç defa atlarlar Atlarken 3 çocuk yuvarlanır Burnu kanar)
Ayhan— Kabahat senin ama Halûk Burnunu o kadar uzatacak ne vardı? Dur, dur, dur bakalım, mendilin var mı? “‘
3 Çocuk— Yok
Ayhan (Masanın üzerinden tabak örtüsünü çeker)— Al şu tabak örtüsünü
2 Çocuk— Galiba çok kanayacak Annene haber verelim
Ayhan— Yok canım, istemez Şimdi geçer değil mi? Hadi aslanım! (Sırtına vurur) Koşun bakalım, koşun, ben ebeyim (Çocuklar, iskemlelerin arkasından koşmaca oynamaya başlarlar Bağrışarak koşuşurken, iskemleleri devirir, yerlerini değiştirir, ortalığı alt üst ederler Ayhan, masanın örtüsünü çekerek, hem etrafında döner, hem üstünde ne varsa yere düşürür Sonra bitkin bir hâlde yerde bağdaş kurarlar)
Ayhan— Off, bittim Amma yoruldum be
1 Çocuk—Şimdi ne oynayacağız?
4 Çocuk— Hani körebe oynayacaktık?
3 Çocuk— Biraz da ders çalışalım mı? (Hep birden kahkahalarla gülerler Ayhan kalkar, ellerini arkasına koyarak, öğretmenini taklidini yapar Uzun uzun arkadaşlarına bakar)
Ayhan— Artık ben anlıyorum ki sizin uslanmanıza imkân yoktur Muhakkak bir ceza istiyorsunuz Bakın şu odanın hâline Hiç insan evini bu kadar kirletir mi? Derslerinize de çalışmadınız Gel bakalım Ayhan, sen de gel Erol, sen de sen de Sizinle özel görüşmem gerekiyor (Hepsi gülüşürler)
1 Çocuk— Vallahi tıpkı bizim öğretmene benzedin
3 Çocuk— İyi ama yarın öğretmen derse çalışıp çalışmadığımızı soracak, ne diyeceksiniz?
2 Çocuk— Ne diyeceğiz; ben yaptım derslerimi
Ayhan— Sen yaptın mı?
2 Çocuk— Tabi
1 Çocuk— Benimkiler de hazır
4 Çocuk— Ben zaten derslerimi yapmadan oyuna başlamam Okuldan eve gelince bir saat dinlenme, sonra ders, sonra oyun Gece de rahat rahat uyurum
Ayhan (canı sıkılmış)— Aptallar!
1 Çocuk— O da ne demek?
Ayhan— Benden niye sakladınız derse çalıştığınızı?
1 Çocuk— Niye saklayalım, sen sormadın ki
2 Çocuk— Sen dersini yapmadın mı Ayhan?
Ayhan— Tabi yapmadım, hem ben sizin gibi aptal mıyım? Gece yaparım
1 Çocuk—Aptal sensin
Ayhan— Sensin
2 Çocuk— Neden o oluyormuş?
3 Çocuk— Demek insan oyundan önce derse hazırlanırsa aptal olur, sensin aptal
Ayhan— Hiç de ben değilim, sizsiniz
Üçü birden—Sensin, sensin
1 Çocuk— Aptal olmasan öğretmenden her gün sıfır almazsın Demek aklın ermiyor ki bir şey öğrenemiyorsun
Ayhan— Neden aklım ermeyecekmiş? Sizin gibi ben de çalışsam, elbette iyi not alırım
4 Çocuk— Hah gördün mü, kendi ağzıyla tutuldu Çalışmıyor, bir de bizi kıskanıyor
Ayhan— Kızdırma yersin tokadı
3 Çocuk— Senin evine gelende kabahat zaten Ayhan— öyleyse ne duruyorsun, defolup gidin Üçü birden— Tabi gideriz
1 Çocuk— Hadi çocuklar
4 Çocuk— Aptal olmasan bu kötü huylarınla arkadaşlarını darıltmazsın
Ayhan (Somurtarak oturur)— Darılırsan darıl Çok umurumda sanki Kendileri çalışmış gelmişler, bir de bana yarın öğretmenden azar işittirecekler

4 Sahne
Anne-— Bu odanın hâli ne Ayhan? Ne oldu buraya?
Ayhan—
Anne— Cevap versene?
Ayhan— Ne cevap vereceğim canım? İşte oda, yine aynı oda Sanki eskiden daha mı düzgündü?
Anne— Bugün beni çok üzdün Ayhan?
Ayhan— İyi ettim
Anne—İyi mi ettin?
Ayhan—Tabi ya, iyi ettim ‘
Anne— Galiba sen koskoca çocuk dayak yiyeceksin (Anne ortalığı düzeltmeye boşlar) Aaaa! Bu da ne! Tabak örtüsü kan içinde
Ayhan— Eee, ne olmuş sanki? Adam öldürmedik ya Erol’un burnu kanadı
Anne— Sonra da buna şildiniz öyle mi?
Ayhan— Evet öyle, ona sildik, ne yapacaksın?
Anne— Çok yazık! Senin gibi bir çocuk yetiştirdiğim için kendime acıyorum öğretmenin emekleri de boşa gitti, benimkiler de Yarın öğretmenine bir dilekçe yazacağım
Ayhan— Zaten başka işiniz yok ki Hem yazarsan yaz, öğretmenden de korkacak değilim ya Ben kimseden korkmam (Bir süre susar, anne etrafı düzeltir)
Ayhan (sert)— Bana para ver
Anne—
Ayhan— Bana para ver diyorum sana
Anne— Ben kimseden bu şekilde para istendiğini duymadım
Ayhan— Ben böyle isterim işte
Anne (Gülerek Ayhan’a yaklaşır)— Ayhan çocuğum, böyle mahalle çocukları gibi huysuzluk etme Bak bu yüz sana hiç yakışmıyor Ne kadar çirkin oluyorsun, biliyor musun? Hem beni çok üzüyorsun Bir anne evladıyla övünebilmeli Bense oğlum, var, demeye bile utanıyorum (Saçlarını okşamak ister)
Ayhan (silkinerek)— Bana para ver diyorum sana
Anne (içini çekerek)— Parayı ne’yapacaksın oğlum?
Ayhan— Defterim bitti, defter alacağım
Anne— Çıldırdın mı oğlum? Defter almak için yarım saatlik yol gitmen lâzım Ben seni bu saatte nasıl yalnız bırakabilirim Yarın alırsın
Ayhan— öğretmen dersi yarına istedi
Anne— Madem öyleydi, neden vaktinde almadın?
Ayhan— Oyun oynadık Bu kabahat mi? ,
Anne— Bu şekilde olursa elbet kabahat sayılır Okuldan geliyorsun, iki lokma bir şey yemeden, biraz dinlenmeden sokağa koşuyorsun Akşam karanlılıklarına kadar sokakta oynuyorsun, eksiklerini almak aklına bile gelmiyor Tam dükkânların kapanacağı sırada aklına geliyor Sonra da geç vakit derse başlıyorsun, gece yarılarına kadar uykusuz kalıyorsun Bir de öğretmen fazla ders verdi diye oturup ağlıyor, beni de sinirlendiriyorsun öğretmenin sana, düzenli bir çocuk olman gerektiğini söylemiyor mu? Ayhan (Hırsla ayağa kalkıp kollarını iki yana açar)— Eeee, ne kadar çok akıl veren var yahu! Okula gidersin, öğretmen sabahtan akşama kadar nasihat eder, ders verir Tam eve gelirsin, bu sefer de anneler başlar, bıktım canım
Anne— Senin iyiliğin için evlâdım
Ayhan— Ben iyilik falan istemiyorum (Anne bir kanepeye somurtup oturur)
Anne— Ben sana dargınım Benim senin gibi huysuz, arsız çocuğum yok, anlıyor musun?
Ayhan— Canın isterse (Gider sedirin üstüne uzanıp yatar ve biraz sonra uyumaya başlar Anne yavaşça üstünü örter)
Anne— Uyu benim huysuz çocuğum uyu Kendisinin iyiliği için uğraşan, gecesini, gündüzünü sana feda eden annesini, öğretmenini üzen haylaz oğlum uyu Ben de
evlât yetiştiriyorum diye sevineyim Senin gibi kötü bir çocukla övüneyim Yazık, çok yazık!

2 Perde
(Açıklık bir alan Yerde taze otlar Arkada birkaç kaya Ayhan, bu kayalardan birine oturmuş, elindeki çakıyla bir ağaç dalı yontmaktadır Suratı asıktır Biraz uzaktan altı, yedi çocuk an kıyafetine girmiş oldukları hâlde vızıldayarak Ayhan’ın yanından geçerler)
1 Arı—Aaa Bir çocuk!
2 Arı— Galiba yolunu şaşırmış
3 Arı— Bu vakit kırlarda ne arıyor? Biz bile akşpmın yaklaştığını görerek evlerimize koşuyoruz
1 Arı— Hadi bu çocuğa yardım edelim
2 Arı— Evet, onu önümüze katarak yol göstersek mutlaka memnun olur (Vızıldayarak etrafında dönmeye başlarlar Ayhan, gözlen elindeki dalda, eliyle arıları kovalar)
Ayhan—Ayyy Bunlar da nereden çıktı?
1 Arı— Güzel çocuk
Ayhan— Ben güzel falan değilim Hadi çekilin başımdan
2 Arı— Güzel çocuk, biraz bizi dinler misin?
Ayhan— Dinlemem, ben hiç kimseyi dinlemem Ben annemi, öğretmenimi bile dinlemedim de taa buralara kadar onlardan kaçtım, geldim
Arılar-—AaaaaaaL
3 Arı— Annenden kaçtın ha? Aman ne fena şey! Gerçekten sen güzel çocuk değilmişsin Konuştuğun zaman ne kadar fena bir çocuk olduğun anlaşılıyor Ya şimdi zavallı annen üzülmeyecek mi?
Ayhan—Üzülürse üzülsün Beni kızdırmasaydı
I Arı— Ama bak, akşam oluyor Bu saatte kurtlar, kuşlar bile yuvalarına dönerler Sen yalnız başına buralarda korkmaz mısın?
Ayhan— Ben insanım,, sizin gibi hayvan değilim ki korkayım
Arılar—Aaaaaal
1 Arı— Evet sen insansın ama faydasız, hatta zdrarlı bir insansın Oysaki biz hayvan olduğumuz hâlde herkese faydalıyız Sen bizim balımızdan hiç tatmadın mı?
Ayhan— Çooook Annem bana her sabah yedirirdi
2 An-r- öyleyse seni bu kadar düşünen bir anneye nasıl karşı geliyor, inatçılık ediyor ve yanından kaçabiliyorsun?
Ayhan (ağacı yontarak)— Kaçarım işte, size ne?
3 Arı— Bak küçük çocuk, ver elini bize, seni evinin yoluna kadar götürelim, insanlar arasına bırakalım Git annenden özür dile, bundan sonra bizim gibi tatlı sözler söyle, tatlı ballar yap
Ayhan— Ben arı mıyım? Nasıl bal yaparım?
1 Arı— Nasıl mı? O kadar kolay ki insanların balları tatlı sözleridir
2 Arı— Sen terbiyeli çocukların bal gibi tatlı konuştuklarını bilmez misin?
Ayhan— Ben hiçbir şey bilmem
1 Arı— Hadi kalk, güzel çocuk Bırak elindeki o çakıyı Parmağını kesersin sonra
Ayhan— Sana ne? Canı acıyacak olan ben değil miyim?
Arılar—Akşam oluyor
3 Arı— Gidelim mi?
Arılar— Tabi, geç kalıyoruz
1 Arı—- Evet gitmeliyiz, annelerimiz bizi bekler Onlar bize yemek hazırlamak için erkenden eve gitmişlerdir Hadi küçük, kalk inat etme de bizimle beraber gel
Ayhan (Eliyle sürekli kovalama işareti yapar)— Gidin, ooof, enseme iğneler batacak
1 Arı— Al öyleyse Güzel sözlerle yola gelmeyenlere iğne batırılır (Gitmeye hazırlanırlar)
Ayhan— Off, ensem Vay hınzır arılar, vay! Canımı acıttınız Zehirli iğneleriniz kırılsın
1 Arı (hepsi vızıldayarak giderken)— Merak etme, haylaz çocuk, bizim sana batırdığımız iğne senin annene söylediğin acı sözlerden daha az zehirlidir (Arılar sahneden çıkarlar)
(Ayhan, başını ellerinin arasına koyarak düşünmeye başlar, biraz öteden üç serçe kollarını çırpa çırpa sahneye girerler)
1 Serçe— Aman çocuklar, biraz daha çabuk zıplayın, evimize geç kaldık Annelerimiz bize darılacak
2 Serçe— Durun, durun, gitmeyin Burada bir çocuk ağlıyor
1 Serçe— Hişşşttt, çocuk!
2 Serçe— Hişşt (Yerden bir taş alarak Ayhan’ın yanına atar)
3 Serçe— Hişştt Çocuk, çocuk (Ayhan başını kaldırınca üçü de kollarını çırparak daha uzağa kaçışırlar)
Ayhan— Bu kuşlara da ne oluyor?
1 Serçe— Küçük arkadaş, niye ağlıyorsun?
Ayhan— Ben sizin nereden arkadaşınız oluyormuşum? Ben serçe değilim ki
2 Serçe— Burada, bu saatte ne işin var öyleyse? İnsanlar bu saatte şehirlere giderler, kırlarda yalnız kuşlar dolaşır
Ayhan— Siz de annenizle mi kavga ettiniz?
Serçeler— Aaa, o nasıl söz öyle?
1 Serçe— Biz hiç kimseyle kavga etmeyiz Hele annemizle hiç etmeyiz Bunu ancak deliler yapar (Ayhan ayağa kalkar, serçeler biraz daha korkuyla gerilerler)
Ayhan— Peki şimdi siz nereye gidiyorsunuz?
Serçeler— Evlerimize
Ayhan— Evlerinize mi, niçin?
1 Serçe— Annelerimiz şimdi evde bizi bekler Geç kaldığımız için bizi merak etmiştir Belki de bu yüzden hepimizi azarlar
Ayhan—Anneniz sizi azarlayınca ne yaparsınız?
1 Serçe— Hiç Susarız Sesimizi çıkarmayız Sadece özür dileriz Çünkü anneler çocuklarını kusurları olduğu zaman azarlarlar
2 Serçe— Sen ne yaparsın?
Ayhan— Ben mi? Sorma, hiçç Çok şey
1Serçe— Sen şimdi evine gitmeyecek misin?
Ayhan— Siz ne karışıyorsunuz? (Yerden bir taş alarak serçelere doğru kaldırınca, hepsi birden kaçışırlar Cik cik cik diyerek dışarı çıkarlar Ayhan, tekrar taşın üzerine oturur)
Ayhan— Sahi be Akşam oluyor Kuşlar bile annelerine gidiyorlar Keşke annemi darıltmasaydım Şimdi gitsem bile belki de beni istemez, kızar, darılır Gece nerede yatarım ben?
(Uzaktan çıngırak sesleri duyulmaya başlar Sesler yavaş yavaş yakınlaşır)
Ayhan— Kuzular dönüyor galiba Ben artık kurtların, kuzuların arkadaşı oldum (Ağlamaya başlar Kuzular beyazlar giyinmişlerdir Boyunlarında birer çıngırak vardır Ayak ve elleri üzerinde yürüyerek sahneye girerler)
Kuzular— Me, me, me, me, me (Kuzunun en küçüğü gelir, iki elini Ayhan’ın dizleri üstüne koyarak, onunla konuşmaya başlar)
Kuzu— Me, me, me
Ayhan (Başını kaldırır)— Me, ya Ne istiyorsun?
Kuzu—- Me, me niye ağlıyorsun? Küçük okullu? Bak biz karnımızı doyurduk, güle oynaya evlerimize gidiyoruz
Ayhan— Akşam oluyor Buralarda korkmaya başladım Evime de dönemiyorum
Kuzu— Niçin? (öteki kuzular da etrafına gelirler ve her cümle sonunda kuzular hep birden me, me, diye bağrışırlar)
Ayhan—Annemi darılttım
Kuzu— Anneni mi darılttın? Biz kuzular bile annelerimizi dinleriz Geçen gün bir tanemiz aksilik etti, annesini dinlemedi, sonra akşam bizimle beraber evine dönmedi
Ayhan— Neden dönemedi?
Kuzu— Neden olacak Bizden ayrılınca onu kurt kaptı
Ayhan— Gece burada kalsam,, bana da bir şey olur
Kuzu— Elbette olur Akşamla beraber buralara sürü sürü kurtlar iner Bak arkadaşlarım meliyor, bana çabuk ol, gideceğiz, geç kaldık, diyorlar
Ayhan— Ah keşke annemi darıltmasaydım Yaptığım kötülüklere öyle pişman oluyorum ki Eğer annem beni yine eskisi gibi kucağına alsa, ben de küçük kuzular kadar uslu, terbiyeli olurum
Kuzu— Korkma, evine git Annen mutlaka seni kabul eder Bir kere benim ablam öyle yapmıştı da kabahatini anlayıp yalvarınca annem hemen affetti Anneler küçük, asi evlâtlarına acımasını biliyorlar Onların kalpleri bizim kalplerimizden çok daha özel Hadi kalk, kalk ver elini Madem ki bir daha fenalık yapmayacaksın, o zaman annen seni affeder
Ayhan (Ağlayarak ayağa kalkar)— Anneme gideceğim, sarılacağım, beni affetmesini söyleyeceğim Fakat yolu da bilmiyorum Ben gidinceye kadar ortalık kararacak
Kuzu— Korkma, bizimle gel Şehrin kenarına kadar biz seni götürürüz
Ayhan— Korkuyorum, çok korkuyorum! (Uzaktan ve derinden bir ses duyulur)
Anne—Ayhan Ayhan!
Ayhan (Dinler gibi yapar)— Hah, dur, sus, sus
Anne (daha yakından)—Ayhan Ayhan!
Ayhan— Annem Vallahi annem, benim annem, ah benim sevgili anneciğim! Beni aramaya gelmiş Tövbe, böyle iyi bir anneye bir daha karşı gelmeye tövbeler olsun (Ses yaklaşır Anne sahnenin bir ucundan görünür Ortada kuzular otlamaktadır Sahnenin önünde, sağ kenarda duran Ayhan, annesini görünce telâşla kuzuların arasından geçmeye çalışır)
Anne— Ayhan
Kuzular (başlarını kaldırarak)— Me, me
Ayhan— Anne Kuzular— Me
(Ayhan kuzuların arasından atlayarak geçer, annesinin boynuna sarılır)
Anne— Benim yaramaz çocuğum
Ayhan— Benim sevgili anneciğim, ben artık uslandım
Kuzular—Me, me, me
(Ayhan ile annesi önde, kuzular onların arkasında yürürler Çıngırak sesleri ve kuzu melemeleri duyulur) (Perde kapanır)
Mualla Uzmay

belirli günlerAnneler Günü ile ilgili kısa skeç örneği

Ana Yüreği
Roller
Köyün Delisi
Anne
Genç Kız ( Ayşe )
Genç ( Ahmet )

Sahne I

Köyün Delisi : Ben bu köyün delisiyim , fakat bu köy benden daha çok delilerini gördü..Bilirmisiniz , bir martı hikayesi vardır. Martılar güneye göç ederken dişi martı, bir bataklığa düşer ve batmaya başlar.Bunu gören erkek martı sevgilisini kurtarmak için bataklığa doğru süzülür, sevgilisini kurtarmak istereken kendiside bataklığa saplanır. Ve Anne yüreği ağır basıp anne martı kendisini bataklığa siper edip dişi ve erkek martının kurtulmasını sağlar. Bataklığa gömülüp can verir. Bu, hikayedede Ahmet Ayşeyi çok sever, fakat Ayşe Ahmetin annesine sarılmasını ve sevgisini kıskanmaktadır. Bakalım Ahmet kendi cırpıntısı ile kendini bataklıktan kurtarabilicek mi? Yoksa annesinin siper olmasını mı bekleyecektir..

( Anne, Hamur açmakta ve ufaktan bir türkü mırılıdanmaktadır. O sırada Ahmet ve Ayşe el ele içeri girerler. )

Ahmet : Anam, koyun gözlüm ne çok özlemişim seni. Köyün kokusu burnumda tütüyor..
(Anne ile sarılırlar, ve bunu gören Ayşenin jest,mimikleri değişir)
Anne : Hoşgeldin, evlad siz oturun ben size bir kahve pişireyim. Geliyorum.
(Anne Mutfağa doğru gider.)
Ayşe : Ahmet, sen anneni benden daha çok seviyorsun.
Ahmet : Hayır canım ben seni seviyorum.
Ayşe : Hayır sana inanmıyorum.
Ahmet : Sana bunu ispatlayabilirsin, senin için canımı vermeye bile razıyım.
Ayşe : Sen beni annenden daha çok seviyorsan, anneni öldürüp kalbini bana getirmelisin ..
Ahmet : (Şaşırır.) E.. E.. E.. Evet! Bunu sana ispatlayacağım
( Anne, hararetli konuşmaları duyarak içeri gelir.)
Ayşe : Neyse, ben gidiyorum sen benim dediğimi yapmayı unutma
( Kız sahneden çıkar. Oyuncular oldukları şekilde donar,hareket etmezler. Köyün delisi söze girer. )
Köyün Delisi : Evet, Ahmet sevgisi için öyle gözünü karatmış bir şekilde gözüküyor, bakalım bizim martı evladının kurtulması için bataklığa siper alan anne martıyı daha çok bataklığa mı gömecek, yoksa başında vezirmi edicek. İzleyelim görelim.. )
Ahmet : Ana ben Ayşe’yi çok seviyorum.
Anne : Oğul nasıl istersen öyle yap. Yaşam senin yaşamın.
Ahmet : İşte, onun hakkında seninle konuşmalıyım.
Anne : E hadi de bakalım..
Ahmet : Şey anne, ben ayşe için herşeyi yapabilirim. Şey işte ya, seviyorum onu.
Anne : Çıkart hele ağzında ki şu baklayı.
Ahmet : Neyse, bahçeye bi çıkalım ana ben sana orda anlatırım.
Anne : E hadi gel çıkalım madem.
( Bahçeye çıkarlar. Ahmet ne yapacağını düşünmektedir. Bir beş saniye sağa sola bakınır.)
Ahmet : Ana sen şöyle paravanın arkasına geç bi ben geliyorum.
Anne : Bekliyorum, oğul hadi çabuk ol.
(Ahmet, bahçedeki boçağı alarak paravanın arkasına geçer. Ve acı bir feryat duyulur “evladım” diye. Ahmet bir on saniye kadar sonra üstü başı kan içinde elinde sarıp sarmaladığı annesinin kalbi ile görülür. Ve o şekilde donar,hareket etmez. Köyün Delisi tekrar söze girer.)
Köyün Delisi : Hani ” Cennet annelerin ayakları altındadır.” derler. Bu durum anneliğin, ayaklar altına alınmış şeklinde biraz. Kedi olmadan kuş kapmaya çalışanın sonu hüsran olur derler hani ya büyüklerimiz. Neyse, yar sevgisi ana sevgisinin ötesine geçince bu tarz olaylar kaçınılmaz oluyor. Bakalım serüvenin bu kısmında neler yaşanacak..
Ahmet : Seni seviyorum demiştim. Bunu sana ispatlamaya geliyorum
( Ve bir heyecanla koşmaya başlar, fakat bir yere takılır elinde ki kalp karşıdan gelmekte olan sevgilisinin ayaklarının dibine düşer ve kalp dile gelir.. )
Anne Yüreği : Bir yerine birşey oldumu oğul ?
Ahmet : ( Ağlamaklı ve şaşkın bir halde Kalbi almak için yere eğilir, kalbi alır ve beş on saniye göz göze gelirler. ) Sen .. Sen..
(Ve arkasını dönerek, bir kaç adım atar daha sonrada dizlerinin üzerine çökerek ağlamaya başlar. Ve sahne tekrar donar. Köyün delisi tekrar belirir. )
Köyün Delisi : Ahmet,Ayşe, Ahmetin annesi bir yaşamın yitik öyküsü. Peki ya ben kimmiyim? Bu köyün bir zamanlar annesinin canına kıyan bir garip avaresiyim..
( Ve Koyverdin gittin beni şarkısı çalınmaya başlar, perde kapanır tekrar açılır oyuncular seyirciyi selamlar oyun biter . )

SON

Ana Yüreği

Koyverdin gittin beni ..

Bir anam vardı birde yüreği,
Koy verdin gittin beni,
Koy verdin gittin beni.
Çıktım köyün kahvesine,
Bir demli çay niyetine,
Bütün ahali bana düşman olmuş,
Sen kara toprağa düştün düşeli,
Sen kara toprağa düştün düşeli.
Hala sıcak duruyor, yatağın,
Anıların yüreğimde,
Yanlızlıklar yatağında.
Benim dünyam zindan olmuş,
Senin canına kıydım kıyalı,
Senin canına kıydım kıyalı,
Kınalı koyun ağıt yakar,
Çoban bir dertli çalar kavalı,
Bütün ahali bana düşman olmuş
Sen kara toprağa düştün düşeli,
Sen kara toprağa düştün düşeli.

( Türkü tarzında bestelenicek bir türkü sözleri .. )

belirli günlerAnneler Günü konulu kompozisyon örneği -1

Anneler Günü

Hayat başıma papatyalarla işlenmiş bir taç taktı… Papatyaların her birinde sevgi var, emek var, şefkat ve süt kokusu var…
Anne, bu tacın adı. Papatyalarla süslü, gülücüklerle birbirine tutunmuş, kollayan, koruyan en kıymetli hazine; anne…

Ben ilk doğduğumda kim bilir benim için neler hayal ettin? Önce pembe elbise mi giydirecektin, yoksa kırmızı mı? Kimler beni görmeye geldiğinde önce maşallah demelerini isteyecektin? Acaba verdiğin sütle doyacak mıydım, yoksa istemeden de olsa ağlatacak mıydın beni?

Mutluydun. Artık üç kişi olmuştuk şu koca dünyada. Benimle birlikte aile kavramı tamamlanmış oldu, neşe getirdim dünyana. Gündüzlerin benimdi de, gecelerinden de rüyalarını çaldım. Neydi artık senin için en önemlisi? Anne olmuştun artık. En kıymetli, en yüce sıfat… Daha da olgundun artık. Başına kötü bir şey geldiğinde sadece kendini değil, yavrunu da düşünecektin bundan sonra.

Hayattım ben anne. Hava, su, kaderin çizgisi, gözlerinin feriydim… Zamanı hiç durduramadık. Bir yandan, hadi büyü artık be yavrum derken, yüreğinin diğer yarısı hep çocuk kalayım istemedi mi? Kelimeleri hep yarım söylesem, her anne dediğimde dünyalar senin olsa, hep böyle masum kalsa, hayat onu incitmese, demedin mi?

Çocukluğum sadece o rengi atmış fotoğraflarda kaldı artık. Bakıp bakıp, aman ne de tatlıymış, dediğin, her hareketimi o küçük karelere sığdırmaya çalıştığın fotoğraflarda kaldı çocukluğum… Büyüdüm ben anne.
Zaman neye inat bu kadar hızlı ilerliyor ki? Alıp veremediği ne bizimle? Hayatı görür gibiyim artık önümde. Gözlerimi dört açmam gerekiyor, düşmemek, savrulmamak için. Bazen düşsem ne olur, diyorum; ben zaten en büyük güzelliği senden görmüşüm, hayat senin kollarında başlamış ya, başladığım yere geri dönerim, diyorum, kollarına, dizlerine…

Aklıma en kötüsü de gelmiyor değil. Ya sen olmasan? O zaman dünya yıkılmış, ben olmamışım çok mu? Sen yoksan anne; hayat ne olur, gülümsemek ne demek, bilebilir miyim o zaman? Benim için acı olur hayatın diğer adı. Çırpınırım, kalkamam ayağa, hissedemem güneşi, göremem yıldızları…

Annem… İyi ki varsın. Zaman zaman dünyanın en kötüsü bile ilan etsem seni, senden nefret ediyorum diye bağırıp seni yaralasam da bazen, iyi ki benim annemsin. Arkadaşım, sırdaşım, övünç kaynağım, akıl hocam. Bazen ne kadar da hoşuna gidiyor değil mi; senin yapma dediğin bir şeyi yaptığım, ardından da pişman olup, sen haklı çıktığında sana mahcup mahcup baktığımda. Dediklerin hep doğru çıkıyor anne. Evet, sen her şeyin en iyisini bilirsin…

Hani hep diyorum ya sana, çocuğum olduğunda bunların hiç birini yapmayacağım, onun istediği her şeyi alacağım, istediği yere göndereceğim; diye. Yalan anne. Ben kardeşime bile karışırken, endişe ederken, kendi evladımı öyle bırakabilir miyim rahatça. Hepsi bir inat sadece. Nereden bileyim şimdi ben? Anne değilim ki. Düşünemem bir elma nasıl paylaştırılır dörde beşe. Anne olunca ben de anlarım herhalde.

Bugün senin günün hayatımın anlamı, yaşam kaynağım, gün ışığım… Bugün tüm kanatsız meleklerin günü. İyi ki sen varsın, iyi ki Ali’nin Ayşe’nin de anneleri var. Ellerimi tutardın minicikken ya… İşte şimdi o eller sana, seni anlatıyor. Sevgiyi, hayatı anlatıyor bu satırları yazarken. Sana teşekkür ediyor…
Başkası bir şey yerken ben hiç imrenerek bakmadım, en güzel oyuncakların hepsi bende de vardı. Yemeklerimi hiç soğuk yemedim, hastalanınca hep iyileşeceğimi bildim. Yorulduğumu fark ettiğimde hiç korkmadım, sırtımı sana yasladım, nefes aldım, dinlendim.

Seni seviyorum. Bana tüm kattıkların, öğrettiklerin, kazandırdıkların için… Yaşattıkların ve yaşatacakların için sonsuz teşekkürler. Anne dedim ya ben sana; en değerli hazine olsun, o da başımın üstüne taç olsun!

Üyeler tarafından eklenmiştir

belirli günlerAnneler Günü konulu kompozisyon örneği -2

Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü’dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca anne bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.

Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.

Amerika’nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis’in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis’in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis’le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis’e “İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.” dedi. Bu iki cümle, Jarvis’i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis’in annesine olan sevgisini azaltmadı. Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek. anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.

Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis’in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :

— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti “Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.” dedi.

Arkadaşları Jarvis’in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.

Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği’nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.

Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.

Üyeler tarafından eklenmiştir

belirli günlerAnneler Günü Mesajları

  • Sen hayatımın kutup yıldızı oldun. Nereye gidersem gideyim ışığının altında sevginle uyudum. Doğru yolu buldum.Senı seviyorum anne.

• Sen varken ben yoktum.sen acken ben toktum.sımdı de sonra da basımın tacı annem.senı hep sevecegım ben olene degın.anneler gunun kutlu olsun…

• Senı unutmadıgımı bugunde bılmenı ıstedım. Anneler gunun kutlu olsun dunyanın en guzel ve ozel annesı…

• Kelımelerle anlatılamayan fedakarlık ve karsılıksız sevgıyı, tarıf et desen bana herhalde sadece “anne” derdım..anneler gunun kutlu olsun…

• Bır gunumde degıl her gunumdesın. Her gun her sanıye benımlesın. Her zaman bana destek oldun. Sen benım ıcın cok ozelsın. Anneler gunun kutlu olsun…

• sevgılı annecıgım, bırgun umarım bana gosterdıgın sevgı ve sabrı sana gosterebılme sansım olur…anneler gunun kutlu olsun.forumdas.net

• benım ıcın herseye katlanan, her zaman yanımda olan, degerı bıcılemeyen dunyanın en guzel annesıne … anneler gunun kutlu olsun …

• anne senı sevıyorum…belkı sevgımı her zaman gosteremıyor olabılırım ama sen bunu daıma bılıyorsun…anneler gunun kutlu olsun…

• dun sana kızdıklarımı bugun ben yapıyorum anne. Cunku aslında senın kucuk bır kopyanım. Umarım senın kadar sevgı dolu olurum…

• meğer dılımdekı ve beynımdekı en guzel kelıme senın adınmış. Sana her seslenişimde ya acım dinmıyor yada sevgım cosuyor…anneler gunun kutlu olsun…

• benım ıcın herseye katlanan herzaman yanımda olan degerı bıcılemıyen dunyanın en guzel annesıne,anneler gunu kutlu olsun…

• annecıgım, bır gunumde degıl her gunumdesın. Annem olman dunyadakı en buyuk sansım,ıyıkı varsın.senı cok sevıyorum annem.

• bu dunyadakı en guvenlı sıgınagım senın kucagın.benım annem olman bu dunyadakı en buyuk sansım. Senı sevıyorum annem…

• annecıgım senı ben cıceklerden yemısten ve klasık dortluklerde anlatıldıgından daha cok fazla severım,senı cook severım…

belirli günlerAnneler günü ne zamandan beri kutlanıyor?

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün sebebi olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905′de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908′de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914′te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944′de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948′de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.

belirli günlerAnneler Günü Örnek konuşma metni

Sevgili Arkadaşlar!

Mayıs ayının ikinci Pazar günü, bütün dünyada Anneler Günü olarak kutlanır. İlk kez 1908 yılında Amerika’da kutlanan Anneler Günü, ülkemizde 1955 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.
Her annenin, kendi yavrusunu canından çok sevdiğini söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Karnında dokuz ay taşıdığı, süt verip altını temizlediği, her türlü bakımını yapıp, başucunda uykusuz geceler geçirdiği yavrusunu her anne hiç karşılık beklemeden sever.
Anne sevgisinin gücünü açıklayan bir öykü anlatmak istiyorum:
Bir zamanlar bir genç, kötü kalpli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemiş. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek “Senin sevgini ölçmek istiyorum.” Demiş. “Bakalım beni gerçekten seviyor musun? Bunun için de köpeğime yedirmek için, bana annenin kalbini getireceksin!”
Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında uzun bir tereddüt geçirmiş. Sonunda kızın istediğini yerine getirerek annesini öldürmüş. Çıkardığı kalbini bir mendile koyup kızın evine doğru yönelmiş. Hızla giderken ayağı bir taşa takılmış. Mendile sarılı kalp bir tarafa, kendisi de bir tarafa düşmüş. Canı acıdığı için, ağzından ister istemez “Ah anacığım!” sözleri dökülmüş.
Annesinin tozlara bulanan ve hâlâ soğumamı olan kalbinden, o an bir ses yükselmiş; “Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?”
Aslında her günün Anneler Günü olması gerekir. Annelerimiz bizim en değerli varlıklarımızdır. En değerli varlıklara nasıl davranılması gerekiyorsa annelerimize de öyle davranmalıyız. Ev temizliğinde ve mutfak işlerinde annemize yardımcı olmalı, yapabildiğimiz ölçüde onlara hizmet etmeliyiz. Sadece Anneler Gününde değil, onların gönüllerini alacak hediyeleri her zaman vermeliyiz.
Hepinize, anne sevgisi ile dopdolu bir ömür diliyorum.

belirli günlerAnneler Günü Şenlik Programı

AÇILIŞ  KONUŞMASI
Sayın misafirlerimiz ve değerli büyüklerimiz şenliğimize hoş geldiniz. Anneler gününde annemizi unutmadık ve bu anlamlı günde istedik ki,onları şarkılarımızla,şiirlerimizle ve oyunlarımızla duygularımızı dile getirelim,bir kez daha sevgimizi sunalım.
Bu gün çok mutluyuz, bizleri kırmayıp bu mutluluğumuzu bizimle paylaştığınız için sizlere teşekkür ediyoruz.
Şenliğimize başlarken olabilecek küçük hataları hoş görmenizi istiyor, hepinize eğlenceli dakikalar diliyoruz.

SANA BİR MEKTUBUM VAR ANNECİĞİM
– Anneciğim bütün isteğine rağmen seni değerli kılmadığımı düşünüyorum.Ve bilirim ki sen yine en iyi değeri çocuğuna verecek ve onu her şeye rağmen değerli kılacaksın anneciğim.

-En umutsuz anımda umut ve inançla sarıldığım varlığın sen olduğunu bilmelisin anneciğim.

– Ellerimi karşılıksız tutan ve sıcaklığınla umut çiçeklerimi göz yaşı ile yeşerten sensin anneciğim.

– Bir kadın saçını ilk defa sende gördüm.Bir dudağın sıcaklığını ilk defa yanağımda seninle hissettim.Çaresizliğimde hep sana koştum.Ama sen hiç kaçmadın.

– Sadece iyi günlerde değil hayatın en acımasız ve gaddarca üzerimize geldiğinde de yine sen vardın.


– Varlığını kendi hayatın üzerine değil , bizim hayatımız üzerine koyabilmek büyüklüğünü gösterdin.

-Ninnilerle beni umutlu yarınlara yatıran sendin anneciğim. dersimiz.com

-Savaşmam gerektiğinde beni sadece sevgi silahları ile donatıp, dostluk ve güzelliğin alfabesini de bana öğreten sendin anneciğim.

-Sevmeyi ve sevilmeyi,saymayı ve sayılmayı,iyi ile kötüyü ayırtmayı ve siyahla beyazı bilmeyi de senden gördüm anneciğim.

-Eğer sarılacak bir dalım kalmamışsa onca kalabalığın içinde yalnızlık büyütüyorsam,beni kollarının arasında tutan sensin anneciğim.

-Haksızlığa yenik düşmüşsem,nice sabahı olmaz gecelerde beni yine rüyalara yatırıp,ninnilerle büyüt anneciğim.

-Senin sunduğun o koskoca dünya karşısında bu dünyanın ne kadar küçük olduğunu biliyorum.Ve yine öpeceğini bilerek sana birkaç damla gözyaşından engin bir deniz sunuyorum.

SENİ SEVİYORUM ANNECİĞİM ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN.

ŞİİR
Annem benim canımdır 

Sütü benim kanımdır 

Annemin tatlı sesi 

Büyütür nefesi


Anneciğim severim

Canımdan çok ben seni

Sıcağın sinmiş bana

Seni severim ana

Sensin bana kan veren

Sensin bana can veren

Küçükken yudum yudum

Sütlerinle uyudum

Kulağıma ninniler

Neler söyledin neler

Beni büyüttün ana

Beni yürüttün ana

Görmeyince seni 

Kucaklarım gölgeni

Anneciğim seni ben

Çiçeklerden yemişlerden

Sarı saçlı bebekten 

Canımdan çok severim

Gitme hep yanımda kal

Beni kollarına al dersimiz.com

Pembe gülden daha al                                    

Yanağından öperim

Ne sevimli bir annesin

Ne tatlıdır senin sesin

Canım mısın bilmem nesin

Benim güzel anneciğim


Senden yakın kim var bana

Yüreciğim bağlı sana

Can bir yana sen bir yana

Benim güzel anneciğim

Gülsem güler güzel yüzün

Ağlamamdan alır hüzün

Senin gecen ve gündüzün
Benim güzel anneciğim

Elim sensin  kolum sensin

Doğrulukta yolum sensin

Sen birazcık üzülsen

Dayanamam ben annem

Tutunacak dalımsın

Yanağımda alımsın

Canım,gülüm,kanımsın

Olamam sensiz annem

Sevgin her şeye değer

Tüm sevgini bana ver

Yanımda yoksan eğer

Uyuyamam ben annem

Annelerin en özlüsü

Tatlı dilli şen sözlüsü

Güler yüzlü,gül yüzlüsü

Benim annem,benim annem

Ben ağlarsam oda ağlar

Yüreğini ateş dağlar

Hayatını bana bağlar

Benim annem,benim annem

Açar bana kanadını

Melek koydum ben adını

Varlığımın tek kadını

Benim annem,benim annem

belirli günlerAnneler Gününe Özel Resimler

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

anne ve çocuk

belirli günlerAnnem

Bugün” Anneler Günü “ hani o canımız yandığı zaman “ Yandım Anne “ diye haykırdığımız.
Hani o geceleri yattığımız zaman gelip yorganı üstümüze koyan ve odadan çıkarken bile dönüp evladına bakan.
Hani o duygu seli konumlarında hep evladını düşünen ve aklından çıkarmayan yine anneler.
annem
Dünyada her yıl Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanan “ Anneler Günü “ bu yıl daha değişik ve daha coşkulu kutlanacak. Gönül isterdi ki sevgili annelerimizi yılda bir kez kapsamlı bir şekilde kutlamakla kalmasaydık.
Ayın, günün her saatin de sevgili annelerimizi layık olduğu şekilde kutlamalıyız.

Ben annemi yıllar önce kaybettim. Annemi kaybettikten sonra bir insanın yaşamdaki en büyük desteğinin anne olduğunu daha da iyi anladım.
Hayatın içinden anneleri çocukları ile gördüğüm zaman onları kıskanıyorum. Ama bir gerçek var. Hayat devam ediyor.

Ben anne şefkatini doya doya yaşayamamanın verdiği eksikliği çok iyi biliyorum.
Keşke annem yanımda olsaydı dediğim çok anlar oldu.
İnsanların en sıkıntılı anlarında etrafında kimseler bulunmadığı anda yanlarında mutlaka anneleri vardır.

Bugün” Anneler Günü” annesi olanlar çeşitli hediyeler alıp annelerini mutlu edecekler.
Ben ve benim gibi olanlarda ellerinde bir gül ile annelerini mezarları başında gözyaşları içinde ziyaret edecekler.

Abilerim, küçüklerim, ablalarım, kardeşlerim annenizin kıymetini bilin.
Yaşamın acı dönemlerinde bazı gerçekleri yaşadığınız zaman kıymetli varlıklarımızın değeri daha da iyi anlaşılıyor.

Ben bazen “Keşke vücudumun bir parçası olmasaydı ama yanımda annem veya babam olsaydı.” dediğim anlar çok oldu.

Bazen hayatın içinden bazı çirkin görüntülere şahit oluyorum. Annesini azarlayanları görüyorum. Annesine küfür edenleri de görüyorum.
O anda anne yüreğinin nasıl parçalandığını onların neler hissettiklerini biliyorum.
Yazık!…

En değerli varlığınıza hayat devam ederken en büyük acıyı yaşatıyorsunuz.
Peygamber Efendimiz “ Cennet Annelerin Ayakları altındadır.” Söylevine karşılık annelere yapılanlara bakın.

Bugün anneleriniz yanınızda yarın yanınızda olmayacak.
Annelerinizi mutlu edin!…
Onlara nasıl evlat olduğunuzu gösterin,
Onları sevindirin…

Onları mutlu edin ki, biz anneleri hayatta olmayanlarda sizleri görüp tatlı bir kıskançlık yaşayalım.

Herkesin anneler günü kutlu olsun.
Benim gibi annesi hayatta olmayanlara da Allah sabırlar versin…

belirli günlerAnneme Mektup

ANNECİĞİM ANLADIM DEĞERİNİ ŞİMDİ.SENİ ÜZERKEN HİÇ DÜŞÜNMEDİM 9 AY KARNINDA TAŞDIĞINI.ANNECİĞİM SEN BENİM EN GÜZEL EN İYİ ANNEMSİN.HER ZAMA YANIMDA OLDUN HER ZAMAN BANA DOĞRU YOLU  HER ZAMAN SAYGILI OLMAMI SÖYLEDİN  O ÖĞÜTLERİN HALA AKLIMDA  ŞİMDİ İSE ARTIK GEÇ SEN ÖLÜNCE SENİN DEĞERİNİ ŞİMDİ ANLADIM .BANA KÜÇÜKKEN CEHENNEM ATEŞİNDEN VE CENNETDEN BAHSETTİN BEN İSE ÖLMEKTEN KORKTUM HER ZAMAN ALLAH PEYGAMBERİMİZE KOMŞU OLMAMIZI SÖYLEDİN SEN HAKKINI HELAL EYLE BENİM CANIM ANAM MEZARINDA BÜGÜN GELDİM MEZARINA ÇİÇEK KOYDUM VE ANNELER GÜNÜNÜ KUTLADIM BENİM CANIM ANAM

 

 

                                                                               TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN

UNUTMAYİNKİ CENNET ANALARIN AYAĞI ALTINDADIR

belirli günlerAnneye mektup (orjinal)

Anneye mektup (orjinal)
ANNEYEMEKTUP

belirli günlerAnneyle ilgili bir anı

Ünlü bir yazarımız Aziz Nesin, annesi ile ilgili unutamadığı bir anısını anlatıyor.

Annemle ilgili bir anımı bir de annemin fotoğrafını istemişsiniz.
Annemin hiç fotoğrafı yoktu.
1926 yılında yirmi altı yaşındayken veremden ölen annem bütün yaşamında resim çektirmedi. Çünkü o zaman bizim ortamımızda – yeni kuşaklar pek şaşacaklar belki de – resim çektirmek günah sayılırdı. Yalnız, askerlik gibi resmi işleri için erkekler vesikalık resim çektirirlerdi.
Annem ölüm döşeğindeyken ben okuduğum yatılı okuldan çoktan kaçmıştım; ama bunu annem de babam da bilmiyordu.
Ölümünden üç gün öncesinden, beni annemin yanına sokmuyorlardı. Ölümünden bir gün önceydi. Annemi yattığı odanın kapısından içerde konu­şulanları dinliyordum. Annemin şu sözlerini duydum;

-Oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim… Oysa ben bir okul kaçağıydım. Parasız yatılı okuldan kaçmıştım.
Annemin bu sözlerini duyunca, ağlayarak evden çıktım. O zaman on bir yaşındaydım.
Ertesi gün de annem öldü. Sesi hep kulağımdaydı.

– «Oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim..»
Okumamın tek nedeni annemin bu sözleriydi. Bütün hayatımda anne­min duyabildiğim bu sözleri kulağımdan hiç eksilmedi. Hep onun bu sözleri­ni düşündüm. Yalnız bunun için okudum, okula gitmenin yollarını aradım. Onun sözleri beni kamçıladı. Yoksa, okul kaçkını on bir yaşındaki ben, bir daha hiç okula gidecek değildim. Beni okula göndermeye zorlayacak kimse de yoktu, yoksulduk.
Bugünkü kişiliğimi, anneme, özellikle annemin duyduğum son sözlerine borçluyum.

Aziz NESİN

belirli günlerHazır Anneler Günü Mesajları

* Her zaman senin karşında masum ve sevgine muhtaç bir çocuk ruhuyla dururum. Çünkü sen benim annemsin. Beni benden çok tanıyansın, bilensin. Bana sarıldığın zaman tüm dertlerimi yok edensin. Anneler günün kutlu olsun ey aziz kadın, annem!.

* Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.

* Her şeye değer senin sonsuz sevgin.. Annem annem.. Seni çok arıyorum.. Çok özledim. Anneler günün kutlu olsun biricik meleğim.

* Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum. Anneler günün kutlu olsun sevgili annem.

* Sınırsız bir sevgi, anlatılmaz bir sevgiyle beni seven annem, sana layık olmak için yaşıyorum. Anneler günün kutlu olsun.

* Dünyada kimseyi seni sevdiğim kadar sevemem, bağlanamam. Anneler günün kutlu olsun canım annem.

* Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Anneler günü kutlu olsun bitanem.

* Sabırlısın, sıcaksın, şefkatlisin, koruyucumsun, bağışlayansın.. Annemsin. Seni çok seviyorum.

* Dünyanın en güzel, en iyi annesi, anneler günün kutlu olsun.

* Benim bitanecik tatlı annem, senin çocuğun olduğum için her zaman gurur duydum. Ellerinden öperim.

* Karşılıksız tek sevgi ananın çocuğuna duyduğu sevgidir. Ben kendi çocuklarımda senin sevgini buldum. Ve seni ne çok sevdiğimi bir daha anladım . İyi ki seninle varım annem. Ellerinden öperim.

* Seni bir gün değil her canım yandığında, başım sıkıştığında seni çağırıyorum. Sesimi duyan tek insan sensin. Anneler günün kutlu olsun ANNECİĞİM.

* Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.

* Gökyüzünden bir yıldız kayar, dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim

belirli günlerTut Elimi Annem

Tut elimi annem
Ah annem, canım annem.
Gül bahçesi istemem,
Yüreğini açtın ya
Yeter bana. Güllük gülistanlık benim için hayat…
Ama annem düşündün mü hiç?
Ya yorgun düşerse bu yürek.
Bakmaya bile kıyamadığım
Kokusuna doyamadığım güller
Solarsa bir hazan sabahı ansızın.
Nasıl bakarım anne gökyüzüne?
Dökülürken gözyaşların gökten.
Ve nasıl dayanırım bu acıya?
Dökülen her yaprak yüreğimi yaralarken.
Nasıl bakarım o viran bahçeye?
Bir kıvılcımda, yanar yüreğim.
Ama hiç bir yangın
Senin kadar sıcak değil be annem…
Nasıl da üşürüm sensiz,
Gözümden akan her damlada ne fırtınalar eser,
Ne firari hayallere dalar bu yaşlı gözler,
Ve akan her damla
Haykırır başıboş yalnızlığıma.
Hazan yelleri eserken annem
Bu körpe yüreğimde
Güneş açar mı hiç?
Mis gibi kokan bu menekşe,
Bülbüller şakır mı kahkaha ata ata?
Bahçedeki gülümüz,
Sümbül gibi büker mi boynunu yoksa?
Duyabilir miyim kanat çırpışını Turnaların,
Unutur musun beni annem?
Tembihler misin büyüklerin gittiği her yere gidilmez diye?
Bilirim korkarsın gelirim peşinden diye.
Kaf dağına gider miyiz?
Güler miyiz çatlayana kadar?
Ve ağlar mıyız usul usul?
Gözlerimiz kan çanağı olana kadar.
Annem, canım annem,
Nasıl da kandırdın beni,
Hani gitmeyecektin,
Nasıl bıraktın beni buralarda,
Bu yaban ellerde…
Ne yaparım şimdi ben?
Kan çiçekleri bıraktın Annem ardında.
Ve her gün sulama yarışı yaptığımız Fesleğeni…
Neredesin be annem?
Bak kar yağdı avuçlarıma.
Coşkun seller gibi atıyorsun damarlarımda.
Yüreğimin vazgeçilmez Deltasında
vazgeçilmez bir nehir gibi yani.
Gitme bırakma beni dedim
Gözyaşlarımda uyutur
Göz bebeğimde avuturum dedim.
Ama ne fayda dinletemedim be annem…
Annem canım bi tanem,
Var oluş sebebim, tek gerçeğim,
Gören gözüm, duyan kulağım,
Ne zor şeymiş sensiz olmak,
Ve ne zor şeymiş,
Sensiz coğrafyaların sert iklimlerini tatmak.
Burası bana göre değil
Ben seninle olmak,
Dizinde uyumak,
Sana seni sevdiğimi haykırmak istiyorum.
Ne olur!
Tut elimi annem…
Bir kez daha öp ıslak ıslak


Hazar CIRIK

belirli günlerZiyaretçi Yazısı – Anneler Günü

ANNELER GÜNÜ
Benim için annem ve anneler günü çok önemlidir. Çünkü,beni doğurmuş, beslemiş, büyütmüş ve bu yaşa getirmiştir. Ben biliyorum ki sizin için de anneleriniz önemlidir.
Sizi büyütmüş, beslemiş ve bu yaşa getirmiştir. Annelerimizin bizim için yaptığı fedakarlıklar ödenemez bir borç gibidir. Atalarımızın bir sözü vardır. ‘’Cennet annelerin ayağı altındadır.’’ Annemize ne kadar iyi davranırsak o kadar mutlu olabiliriz. Annelerimizle sırrımızı, sorunlarımızı paylaşabiliriz. Çünkü artık anneler, bir arkadaş gibi çocuklarının sorunlarıyla ilgileniyorlar. Sorunlarımızı halletmeye çalışıyorlar. Ben bunun için annemi seviyorum. Bazen bize kızsalar da yine bizi büyütmüş bir kişidir. Onun için anneme kızamıyorum bile. Umarım ki sizde benim düşündüklerimi düşünüyorsunuzdur. Unutmayın ki anneler bir melektir.

ÖZGE ÇINAR

belirli günlerZiyaretçilerimizin eklediği kısa anneler günü yazıları

ANNEM

Bazen onu üzerim ama o hep sabreder.Bazen onunla küserim …Ama o hep bir yolunu bulup benimle barışır.Hamile olduğu

için bana hep bulaşıkları yıkatır ama ben bulaşıkları yıkamam o hep bu işi öğrenmem için bana zorla yaptırır.Ama yine de onu canımdan daha çok seviyorum.
ONU SADECE ANNEM OLDUĞU için değil
canımdan,kanımdan biri olduğu için seviyorum…

anne seni çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkk
SEVİYORUM !!!!!

cemre gülenç

bitane annem merve özkaya

bu gün anneler günü anneler üzülmez,sevilir.anneye yardımcı olunur annemiz mutlu olur,sevinir.ama hep derlerki sen dersine çalış.fakat gerçekten sayiden sevinir belli etmese bile.bazen annemizi üzeriz anneler gününde en kötüsüde kardeşle kavga etmek.annneye hediye verirken mesela mutfakta hediye veririz ama kabul etmez masaya bırakır gideriz. biz gittikten sonra okur bizi yanına çağırır bize sarılır sevmiyorum dese bile bizi gerçekten seviyormuş.

merve özkaya

_______________________________________________________________

güzel annem

annem benim güzel annem

ninnilerinle büyüttün beni
ne zaman hasta olsam iyileştirdin sen beni
en güzel varlık en kıymetli varlık iyiki varsın
 
sevgiyi ilk sende buldum
ellerimle ilk sana dokundum
ve kendimi kucağında buldum
geldim bu dünyaya senin yanına
iyilik melekleri hep senle olsun
sevgili annem güzel annem
iyilik meleği annem anneler günün kutlu olsun!!!!

büşra

________________________________________________________________

Annem

benim için anne denen şeyin en güzel tarafı bir çocuğun sana  gelerek boynuna atlayıp anne diyerek sarılması en güzel şeydir zaten o anda tüm kötü şeyleri unutarak geçmişe bakmak demektir bence çünkü benim için anne olmak dünyanın en güzel duygusu demektir. buda anne olmak için sabır gerektiğini, cesaret gerektiğini,ve sevgi gerekli demektir. tüm annelerimi sabır sevgi cesaret diliyorum ve mutlu olmalarını istiyorum

Özlem SERTER