21 Mayıs 2019, Salı
Ana Sayfa / Belirli Gün ve Haftalar / Kutlu Doğum Haftası (14-20 Nisan)

Kutlu Doğum Haftası (14-20 Nisan)

Hz. Muhammed’in (S.A.V.) Eğitim Anlayışı

  1. MUHAMMED’İN (S.A.V.) EĞİTİM ANLAYIŞI

        Peygamberler, Allah (c.c) tarafından kendisine gönderilen bilgiyi yani vahyi insanlara bildiren ve öğreten kimselerdir. Bu anlamda, her peygamberin birinci görevinin öğretmenlik olduğunu yani eğitimcilik olduğunu söyleyebiliriz. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) görevinin eğitimcilik olduğunu “Ben ancak bir muallim yani öğretmen olarak gönderildim” diyerek ifade etmiştir. Hz. Peygamber, sadece getirdiği mesaj ile değil bu mesajı insanlara anlatmak ve öğretmek için kullandığı eğitim yöntemi ile de çağımıza hitap etmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in eğitim ve öğretim yönteminde insanların bireysel farklılıklarına göre hitap etme, uygulayarak, örneklendirerek anlatma, karşılaştırma yapma, neden sonuç ilişkisi kurma, mantıklı düşünme gibi özelliklerinin ön plana çıktığını görmekteyiz.

Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) bir eğitimci ve öğretici olarak kullandığı kendine özgü eğitim yöntemini günümüzdeki eğitim sisteminde öne çıkan iki yaklaşıma göre örneklendirmemiz gerekirse; son yıllarda eğitim alanında yapılan bilimsel ve deneysel araştırmalarda iki yaklaşım dikkati çekmektedir. Bunlardan biri, öğrenmenin nasıl gerçekleştiği konusundaki yapılandırmacı yaklaşım, diğeri ise insan zekâsını yeniden tanımlayan çoklu zekâ yaklaşımıdır. Bu iki yaklaşımın ortak özelliği ise eğitim/öğretimde bireysel farklılıkları ön plana çıkarmalarıdır. Çağımızda eğitim biliminin araştırmaları sonucu ortaya çıkan bu yaklaşımların sevgili peygamberimizin eğitim sitemi ile tam uyuşuyor olması onun ne kadar mükemmel bir öğretmen olduğunu bir kez daha göstermektedir. İşte bu sebepledir ki öğretmenlik mesleği peygamber mesleği olduğu için kutsal bir meslektir. Tarih boyunca Yüce Allahımızın gönderdiği tüm peygamberlerde hep yanlış inanış ve cahilliklerle mücadele etmişlerdir. dersimiz.com

Bir eğitim sisteminin başarılı olabilmesinde öğretmenin rolü çok büyüktür. Hz. Peygamber’in eğitim yönteminin başarılı olmasındaki en önemli faktörlerden biri de bir eğitimci olarak sahip olduğu özelliklerdir. Sevgili Peygamberimiz, yaşadığı toplumu her yönüyle çok iyi tanıyan ve toplumda çok iyi tanınan bir insandı. Herkesin güvendiği, saygı duyduğu, fikirlerine başvurduğu, güzel ahlakı ve yaşantısı ile insanlara güzel örnek olan peygamberimiz Hz. Muhammede çok güvenilen kişi anlamında el-Emin  lakabı verilmişti.

Hz Muhammed’in (sav) eğitim uygulamasının önemli noktaları diyebileceğimiz sabırlı,´ anlayışlı, hoşgörülü, kolaylaştırıcı, cesaretlendirici gibi özelliklerinden başka dikkat çeken diğer önemli özellikleri de şunlardır:

  • Kur’an-ı Kerimi vahiy yolu ile öğrendikten sonra öncelikle kendisi uygulayarak insanlara örnek oldu.
  • Yaşadığı toplumu çok iyi tanıyan Hz. Muhammed (sav), öğreteceği bilgiyi insanların bireysel farklılıklarını dikkate alarak anlattı ve herkese anlayışına ve seviyesine uygun şekilde davrandı ve konuştu.
  • İnsanlara öğrettiği yeni bilgileri, onların anlayacağı örnekler ve benzetmeler yaparak, geçmiş yaşantıları, duygu ve düşünceleri ile ilişkilendirerek anlamalarını ve hayatlarına geçirmelerini sağladı.

belirli günler
Kutlu Doğum Haftası hakkında genel bilgi

Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından “Mevlid Kandili” olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilân etmiştir.
“Kutlu Doğum (Hz. Peygamberi Anma ve Peygamberlere Saygı) Haftası” hepimize mübarek olsun.

belirli günlerKutlu Doğum Haftası Hakkında Güzel Kaynaklar

http://www.zaman.com.tr/extentions/kutludogum/index.php

http://www.diyanet.gov.tr

http://www.zinde.info/kutludogum2/belge2.htm

http://www.muhammedmustafa.net/siirler/siirler.htm

belirli günlerKutlu Doğum Haftası Hakkında Röportaj

1989 yılından beri kutlanmakta olan Kutlu Doğum Haftası fikri nasıl doğdu?

Sizin de bildiğiniz gibi Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından ?Mevlid Kandili’ olarak kutlanmaktadır. Mevlid Kandili ilk defa 13. asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı. Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda
mevlidi bir bayram havasında kutluyordu.

Süleyman Çelebi’nin kaleme aldığı Vesiletü’n Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okunagelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde
devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.
Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır. Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır. Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, “Kutlu Doğum
Haftası” olarak ilan etmiştir.
Bir gelenek haline gelen Kutlu Doğum Haftasının gayesi nedir?

Mevlidi, Türk kültürünün sağlam bir mesnedi, milletimizi birlik ve bütünlük içinde aydınlık geleceğe taşıyacak sağlam bir gelenek olarak görüyoruz. Hafta dolayısıyla hazırladığımız
programları belirlerken gözettiğimiz gaye hep bu olmuştur.

Takip ettiğimiz geleneğin gücü ve bunun hâlâ milletimizin gönlünde dipdiri yaşaması, gelecek için bizleri umutlandırmaktadır.Yüzyıllardır görülmüştür ki Türk Milleti inançlıdır, hoş görülüdür, dînî inançlarını bir kavga konusu olarak değil, barış ve huzur kaynağı olarak görmektedir.

Mevlid’le ifadesini bulan kültür atmosferi, bu geleneğin devamıdır. 1989’dan beri icra ettiğimiz programlardan devşirdiğimiz fikir ve kültür iklimi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın hayırlı bir yolda
olduğunu göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, insanlık için en güzel rehber; bütün güzellikleri bünyesinde toplayan ve ğüzel âhlakı tamamlamak için gönderilen Hz. Peygamber, model ise
Peygamberimizin insanlığa sunduğu modeldir. Çünkü, O, tam bir anarşi ve kaos ortamında, insanlık için bir güneş olmuş, çirkinlikleri güzelliklere tebdil etmiştir. İnsanlık O’nun getirdiği
yüce değerler ve prensipler doğrultusunda büyük medeniyetler kurmuş, kaybedilen haklarına kavuşmuş, fıtratında var olan yüce değerlerin farkına varmış, kadın erkek Allah’ın ve
cemiyetin huzurunda eşit olmanın hazzını tatmıştır.

İslam medeniyeti Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir. Zira, İslam Medeniyetinin esası, İslam
dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır. Şurası bir gerçektir ki Cenab-ı Hak, insanın kendisi ile olan ilişkisini iman ve ibadete bağladığı halde, insanın diğer insanlar ve eşya ile ilişkilerini ahlak ve hukuk kurallarına bağlamıştır. Kamil bir insan, bu ilişkilerini yerli yerince ve dengeli bir biçimde yapan kişidir. İşte Hz. Muhammed, bunu sağlayan ve bize örnek olan insandır.

Biz de Türkiye Diyanet Vakfı olarak, örnek insan Hz. Muhammed’in evrensel prensiplerini ve insanlığa getirdiği yüce değerleri, günümüz şartlarını da dikkate alarak insanlığa ulaştırmak amacıyla Kutlu Doğum Haftası’nı ihdas ettik.
Bu hafta münasebetiyle gerçekleştirilen faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?

-Öğrencilerin, Sosyal İlimler arasındaki bilgileri müfredat seviyesinde ve doğru olarak öğrenmesi, bu alandaki bilgilerin derinleştirilmesi; öğrencilerin ve velilerin “Kutlu Doğum Haftası”na ilgilerinin sağlanması ve Hz. Peygamber sevgisinin yaygınlaştırılması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ile organizeli olarak Türkiye genelinde Lise ve Meslek Liseleri arasında bilgi yarışması düzenlenmiştir. Bu yarışmaya gerek öğrencilerin, gerek velilerin ve gerekse okul idarelerinin bir hayli ilgi gösterdiği sevinçle müşahade edilmiştir.

– Yine aynı amaç doğrultusunda ilköğretim çağındaki yavrularımızın da bu haftaya iştirakini sağlamak amacıyla değişik yıllarda resim ve şiir yarışmaları düzenlenmiştir. Yarışmaya
iştirakin fazla olması, bu haftanın özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarımız arasında da ilgi uyandırdığını göstermiştir. Gelen şiir ve resimler çocuklarımızın kabiliyetlerini sergilemelerine
imkan vermiştir.

-İmam-Hatip Lisesi öğrencilerine, araştırma yapıp düzgün bir şekilde yazma alışkanlığı kazandırmak; İslam ile aktüel kavramlar arasında irtibat kurup düşünmelerini temin etmek
amacıyla Türkiye genelinde İmam-Hatip Liselerindeki öğrenciler arasında düzenlenen kompozisyon, hutbe metni hazırlama VB. yarışmalara da ilginin bir hayli fazla olduğu görülmüştür.
Çocuklarımızın araştırma ve bir emek mahsulü neticesinde ortaya koydukları eserler bizleri memnun etmiştir.

– Bu faaliyetlerin önemli bir ayağını da yurtdışına yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz yarışmalar oluşturmaktadır. Her yıl değişik konularda özellikle Türk cumhuriyetleri, Balkanlar ve Türk
topluluklarına yönelik Peygamber sevgisi, vatan ve millet sevgisi konularında düzenlenen şiir yarışmaları neticesinde edebiyatımıza yeni eserler kazandırılmıştır.

– İlim adamlarımızın bu haftaya iştirakini sağlamak üzere, ilmi inceleme ve araştırmayı teşvik etmek amacıyla 1995 yılından bu yana her yıl, İslam Dini ve kültürü alanında yapılan ilmi bir
araştırmaya ödül verilmektedir. Bu amaçla açılan yarışma ilim çevrelerinde 4 yıldan beri büyük ilgi uyandırmıştır.

– Ayrıca dünyanın değişik ülkelerinden ilim adamlarının katılımıyla her yıl değişik bir konuda Uluslararası İlmi Sempozyum düzenlenmektedir. Çok önemli konuların ele alındığı bu
sempozyumlarda sunulan tebliğler ve yapılan müzakereler Vakfımız tarafından kitap olarak bastırılmakta ve halkımızın istifadesine sunulmaktadır. Bu bağlamda bu sempozyuma
kariyerinde uzmanlaşmış ilim adamları sempozyum konuları hakkında uzun araştırmalar yapmakta ve bu sempozyumda değerli tebliğlerini ilgililerin bilgisine sunmaktadır.
Kutlu Doğum Haftası çerçevesinde 1995 yılından itibaren “Bir Dal Gül Ver”kampanyası başlatılmıştı. Bu kampanyanın amacı neydi?

-Bilindiği üzere gül; edebiyatımızda Peygamber Efendimizin rumuzu olarak kullanılmıştır.
Vakfımız; hem Peygamberimizi anmak, hem de O’nun rahmet ve sevgi peygamberi olduğundan hareketle, içinde bulunduğumuz zor günlerde insanları bir sevgi hâlesi etrafında toplamak
amacıyla “Bir Dal Gül Ver”kampanyası başlatmıştır.

Dünyanın yeni yapılanma ve arayışlar içerisine girdiği; bunalımlardan kurtulmanın yollarını aradığı şu günlerde, sıkıntının, kaosun, huzursuzluğun panzehiri olan sevginin gönüllerde yeşertilmesi bir mecburiyettir. Dünya sevgi üzerine kurulmuştur. Sevgi ve hoşgörü bütün problemlerin yegâne çözüm kaynağıdır. Sevgi en güzel ifadesini Gül’de bulur. Bu mânada, sevgisi bütün insanlığı kucaklayan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğum yıldönümünde bütün vatandaşlarımızın sevdiklerine bir dal gül vermesinin, insanımızın birbirine daha sıcak bakmasına vesile olacağı ve güzel bir hoşgörü ortamı yaratacağı inancındayız.

-İlki 1996 yılında başlatılan “Kutlu Doğum Aşı”, Türk kültürüne uygun bir şekilde icra edilmektedir. Misafir ağırlama bilindiği gibi Türk insanının vazgeçilmez bir özelliğidir. Bu düşünceden hareket eden Türkiye Diyanet Vakfı, hazırladığı 3500 kişilik etli pilav ve ayranı, Kocatepe Camii avlusunda misafirlerine ikram etmektedir.

– Yine bu hafta münasebetiyle kültür etkinlikleri çerçevesinde Türk Tasavvuf Musiki konserleri düzenlenmektedir. Büyük bir coşkuyla icra edilen konserlere halkımızın yoğun ilgi göstermesi
bizleri sevindirmektedir.

Takdir edileceği üzere bütün faaliyetlerimizi burada anlatmak mümkün değildir. Bu saydığımız faaliyetler belli başlılarıdır. Bu faaliyetlerin tamamı ve benzerleri tüm yurt çapına yayılmış
şubelerimiz tarafından da icra edilmektedir. 10 yıldan beri gerçekleştirilen bu etkinlikler amacına ulaşabildi mi?

Elbette, Kutlu Doğum Haftası’nın toplumun bütün kesimleri tarafından kabul görmesi ve halkımızın faaliyetlere gösterdiği ilgi, 7’den 70’e herkesin ve her kesimin takip ettiği ve katıldığı bu etkinliğin amacına ulaştığını göstermektedir. Halkımızın, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gerçekleştirilen etkinliklere gösterdiği teveccüh bizleri heyecanlandırmış, ileriye dönük daha kapsamlı faaliyetler gerçekleştirmeye sevketmiştir. Daha önce de belirttiğim gibi Kutlu Doğum Haftası, milletimizin arzusu ve tarihi geleneği üzerine canlandırılmıştır. İlk sene sadece Ankara’da başlayan kutlama programları, bugün artık bütün Türkiye’ye, Türk dünyasına, Balkanlar’a, Kıbrıs’a ve Batı Avrupa ülkelerine yayılmış durumdadır. Milletimizin geniş alakasına mazhar olan Kutlu Doğum Haftaları, bilim, bilgi, kültür, sanat faaliyetleriyle dolu birer şölen haline gelmiştir. Kutlu Doğum Haftası, halkımızın istekleri ve destekleri doğrultusunda, bugünkü merhaleye ulaşmıştır.

Toplumumuzda Peygamber sevgisinin ayrı bir yeri olduğunu söylemiştik. Halkımızda kökleşmiş olan bu Peygamber sevgisi, Peygamber’i, insanı kâmil olarak hayatında örnek almaya yöneltmiştir. Fakat, bu örnekliğin bilimsel bir fikri temeli yok denecek kadar zayıftır. Çünkü, ana kaynaklara dayanılarak kazanılmış doğru bilgilerden mahrumdur. İşte bu noksanı gidermek hususunda, Kutlu Doğum Haftası Kutlamaları, çok büyük katkılar sağlamıştır ve sağlamaya devam edecektir.

Bu hafta boyunca, binden fazla üniversite mensubu bilim adamı ve din görevlisi, sadece Türkiye hudutları içinde binlerce konuşma yapmaktadırlar.Böylece hem üniversite mensupları, hem
halkımız, hem de din görevlilerimiz kaynaşma ve dayanışma imkanı içine girmektedir. Unutulmamalıdır ki inançlardaki ortak payda, bin senedir bizi bir arada yaşatmaktadır. Böylelikle, farklı gruplara ve farklı kültürlere mensup insanların aynı ruh, aynı inanç, aynı kültür ve aynı değerler etrafında kaynaşmaları bu hafta münasebetiyle temin edilmektedir. Bu da sevindirici bir olaydır.
Bu kutlamaların yurtdışı boyutu da vardır herhalde. Varsa bu aaliyetlerin değerlendirmesini yapar mısınız?

Kutlu Doğum Haftası’nı idrak etmekteki gayemizin, Yüce Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’in
getirdiği yüce değerleri, evrensel prensipleri tüm insanlığa sunmak, bir barış ve hoşgörü ortamı oluşturmak olduğunu söylemiştik. Bu değerleri yalnızca Türk halkıyla paylaşmak elbetteki
düşünülemezdi. Bu değerlerin dalga dalga tüm insanlığa yayılması, insanlığın kardeşlik duygularıyla bir sevgi etrafında toplanması, bir sevgi ve hoşgörü ortamının oluşturulması ana hedefimizdi. Bu amaçla faaliyetlerimizi kademeli bir şekilde ve imkanlarımız ölçüsünde yurtdışına taşımaya başladık. Örneğin geçen sene Almanya, Amerika, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Danimarka, İsveç, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Makedonya, Nahçıvan ve Türkmenistan’da Kutlu Doğum Haftası kutlandı. Özellikle yıllarca esaret altında kalmış Türk cumhuriyetlerindeki soydaşlarımızın, Hz. Muhammed’in doğum gününü kutlarken duydukları sevinci gözlerinde görmek, o duyguyu onlarla paylaşmak bizleri heyecanlandırmış ve büyük bir mutluluk vermiştir.

Bu yıl da yurtdışındaki etkinliklerimiz yine ağırlıklı olarak devam edecektir. İmkanlarımız ölçüsünde bu yıl daha fazla ülkede bu Hafta’nın kutlanmasını plânlıyoruz:
Bu yılki Kutlu Doğum Haftası’nda ne gibi faaliyetler gerçekleştirilecektir?

Bu yılki Kutlu Doğum Haftası programlarında yer alacak faaliyetleri başlıklar halinde şu şekilde sıralayabiliriz:
-“Üçüncü Bine Girerken Türkiye” konulu bir sempozyum yapılacaktır.
– Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da “İslâmi Araştırmalar Ödülü” yarışması gerçekleştirilyecektir.
– Türkiye genelinde “İslâm ve Çalışma” konusunda panel ve konferanslar düzenlenecektir.
– Yine bu yıl Üniversite gençliğinin katılacağı “Açık Oturum”, lise gençliğinin katılacağı

“Münazara” ve bütün gençlerimizin katılabileceği “Şiir ve Müzik Şöleni” düzenlenecektir. Bu şölende gençlerin ilgi gösterdiği şairler şiir okuyacak, ses sanatçıları ve ozanlar da bestelerini
seslendireceklerdir.
– Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kutlu Doğum Haftası yurtdışında da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Bu sene Bakü, Osh ve Aşkabat’da mahallindeki ilahiyat fakültelerinin öğretim
üyelerinden 3’er kişi, Üsküp, Bahçesaray, Kosova ve Kıbrıs’ta ise Türkiye’den gönderilecek 2’şer kişilik ekiplerce, Kazan’da ise Moskova Din Hizmetleri Müşaviri ve Türkiye’den
gönderilecek bir temsilcinin katılımı ile panel ve konferanslar düzenlenecektir. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Kutlu Doğum Haftası programları icra edilecektir.
– Çocuklara yönelik olarak, “Çocuk Şarkıları ve İlahileri Güfte Yarışması” başlattık. Bu yarışma gazete ilanlarıyla tüm yurda duyuruldu. Yarışma neticesinde çok güzel güftelerin
çıkacağını ümit ediyoruz.
– Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencileri araştırmaya teşvik etmek amacıyla “İslam ve Çalışma” konulu bir yazı yarışması düzenledik. Bu yarışma için Diyanet İşleri
Başkanlığımız ile işbirliği yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören öğrencilerin yarışmaya katılmaları teşvik edilecektir.
– İlköğretim çağındaki çocuklarımızın Kutlu Doğum Haftasına ilgilerinin çekilmesi ve çocuklarımızın dini duygularını şiirle ifade etmelerini temin amacıyla “İlköğretim Okulları Arası Dini Nitelikli Şiir Yarışması” düzenledik.
– Balkan, Kırım ve Kıbrıs Türkleri Arasında “Dini Muhtevalı Şiir” yarışması da bu yılki faaliyetlerimiz arasında yer almaktadır.
– Bu yılki sosyal faaliyetlerimiz arasında da Kutlu Doğum Aşı, Konserler ve Gül Günü’nü sayabiliriz.

Ben şimdiden tüm insanlığın Kutlu Doğum Haftası’nı tebrik ediyor, haftanın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu vesileyle organizasyonda emeği geçen herkese
teşekkür ediyorum.

Kutlu Doğum Haftası Kutlamaları İle İlgili Olarak TDV Genel Müdürü MEHMET KERVANCI İle Yapılan Röportaj / Diyanet Dergisi

belirli günler
Kutlu Doğum Haftası Konuşma Metni

BİR KUTLU DOĞUM HAFTASINA DAHA KAVUŞMUŞ BULUNUYORUZ

Her sene 20 Nisan tarihi alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v.)’in kutlu doğumlarının miladî takvime göre yıl dönümüdür. 20 Nisan 2013 günü itibariyle bunu 1442. kez idrak etmiş olacağız. Şimdiden bu kutlu doğumun sevgili peygamberimizin örnek davranışlarına sahip olmamıza vesile olmasını yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.Sevgili Peygamberimiz 571 yılında Mekke’de doğmuş, 632 yılında ise 63 yaşındayken Medinede vefat etmiştir.Annesinin adı Amine, babasının adı ise Abdullah’tır.Peygamberimiz 40 yaşında Nur Dağında Hira mağarasındayken Hz.Cebrail adlı meleğin Allahtan alıp getirdiği Kuranı Kerimden ilk ayetlerle peygamberlik göreviyle görevlendirilmiştir. (dersimiz.com)  Hz. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) kendi doğumuyla ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: “Şüphesiz ki yaratılan ilk insan olan Hz Âdem daha çamurunda iken yani henüz yaratılmamışken ben, ümmülkitap olan Allahın katındaki levhi mahfuz kitabında Onun kulu ve peygamberlerin sonuncusu idim. Ben atam Hz İbrahim’in kabul edilmiş duâsıyım. Hz İsâ’nın kavmine verdiği müjdesiyim ve annem Âmine’nin gördüğü rüyâsıyım”buyurmuşlardır. Tarihçilerin tespitlerine göre ise Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammedin (s.a.v.)’in doğduğu gece, bir takım olağanüstü hadiseler gerçekleşmiştir.Örneğin o dönemin iki süper gücünden biri olan devletlerden Sasanî İmparatorluğunun krallarına ait sarayların 14 sütunu birden yıkılmış, ve bin yıldır hiç sönmeden yanmaya devam eden Mecusi ateşi aniden sönüvermiş, daha önce kuruyan Semave deresi suya kavuşarak taşmış ve Save gölünün suyu kurumuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kutlu doğumları sebebiyle gerçekleşen bu ve benzeri olağanüstü olaylar, İslâm bilginlerince Hz. Peygamber(s.a.v.)’in insanlığa kurtuluş reçetesi olarak öğreteceği İslâmiyet’in hemen tüm kıtalarda kabul görerek bu topraklar üzerindeki küfür ve şirkin egemenliğine son vereceği şeklinde yorumlanmış ve nitekim daha sonraki gelişmelerde onların bu yorumlarına uygun olarak gerçekleşmiştir. Öyle ki, bu toprakların pek çoğu daha henüz Hz. Ömer devrinde iken İslâmın aydınlık nuruyla tanışmıştır. Buraya kadar bahsedilenlerden de anlaşılacağı üzere Hz. Peygamber(s.a.v.)’in kutlu doğumları, sıradan bir doğum değil; cehaletin, haksızlıkların, şirkin, küfrün ve her tür ahlaksızlığın etkisi altında yolunu kaybeden insanlığın ufkuna bir hidayet güneşinin doğuşudur. Kutlu doğumunun her yıldönümünü, daha çok Hz. Muhammed(s.a.v.)’in kişisel, ailevî ve toplumsal alanlarda kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de model olarak sunulan örnek kişiliğini ve seçkin ahlâkını öğrenme, anlama ve yaşama noktasında gayretlerimizi yoğunlaştırdığımız, şahsiyetimizi güçlendirip güncelleştirdiğimiz ve ahlakımızı tıpkı Onun ahlakı gibi en güzel ahlak sahibiyle özdeşleştirdiğimiz zaman dilimleri haline dönüştürmeliyiz. Bu bağlamda 20 Nisan 2013  günü idrak edeceğimiz kutlu doğumun hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını yüce Allah’tan temenni ediyor ve sözlerimi bir ayet-i kerimenin mealiyle noktalıyorum:

“Andolsun ki Allah, içlerinden kendilerine âyetlerini okuyan, onları kötülüklerden ve günahlardan temizleyen, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle müminlere büyük bir iyilikte lütufta bulunmuştur…” (Âl-i İmrân, 3/164).

belirli günler
Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz?

İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:

* O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O’nu ve O’nun getirdiği nûru tanımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü’nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz.

* Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.

* Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz’in (sas) hayatından kesitler sunan veya O’nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz.

* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr-ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.

* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.

* İki Cihan Serveri, “Beni Hûd, Vakıa, Mürselat sûreleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu sûrelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu sûrelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hûd,
Vakıa ve Mürselat sûrelerini okuyabiliriz.

* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz. “Allah Rasulü’ne nasıl salavat getirelim?” diyorsanız işte size birkaç örnek: Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin adede ma fî ilmillâhi salaten daimeten bidevâmi mülkillâhi. Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihî biadedi ilmike ve biadedi ma’lûmâtike.

Salât-ı Tefriciye
Allâhümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihî’l-ukadu ve tenfericu bihi’l-kürabu ve tugdâ bihi’l- havâicu ve tünâlü bihi’r-reğâibu ve hüsnü’l-havâtimi ve yüsteska’l-ğamâmu bivechihi’l-kerîmi ve alâ âlihi ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin biadedi külli ma’lûmin leke.

Peygamber Efendimizin Mübarek Vasıfları Ve Üstün Ahlaki Özellikleri

 PEYGAMBER EFENDİMİZİN MÜBAREK VASIFLARI VE  ÜSTÜN AHLAKİ ÖZELLİKLERİ

Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v), ne çok uzun, ne de fazla kısa olmayıp orta boylu idi. Saçları ne kıvırcık ne de tam düz değil, hafif dalgalı ve sıktı. İki omuzlarının arası genişti. Mübarek yüzü, hafif kırmızılıkla karışık nurânî bir beyazlık taşıyordu. Gözleri sürmeli ve içi oldukça siyahtı. Bedeni ve elbisesinin temizliğine büyük bir özen gösterir, düzgün ve tertipli olmaya gayret ederdi. Nitekim bu hususta: “Temizlik imandandır.” buyurmuştur. Ailesi ve çevresindekilere karşı güler yüzlü olup, iyi ve hoş muamelede bulunurdu. Son derece edebli ve vakarlıydı. Yüce Allahımızın emirlerini yaşamaktan asla vazgeçmezdi.

      Mekke’de kırk yaşındayken Hira mağarasında Yüce Allahımızın peygamberlik göreviyle görevlendirmesinden itibaren Medine’de Hz. Aişe’nin evinde ruhunu teslim etmesine kadar Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) mükemmel bir akıl ve zekâ sahibi, açık ve net bir hedef gözeten,  ve tüm meseleleri değişik açılardan değerlendiren üstün bir idareci olarak kendini göstermiştir. dersimiz.com

Peygamber Efendimiz hayır ve iyiliği, af ve bağışlamayı seven çok cömert ve hoşgörü sahibi bir şahsiyetti. Uhud savaşında amcası Hz. Hamza’yı öldüren Vahşi’yi,  amcası Hz. Hamza’nın ciğerlerini çiğneyen Ebu Süfyan’ın karısı Hind’i ve sabahın alaca karanlığında tuzak kurup müslümanlar üzerine saldırarak onlardan birçoğunu öldüren Malik bin Avf’ı affetmesi onun bu durumunu çok açık bir şekilde gösterir.

        Sevgili Peygamberimiz  (s.a.v) kadar arkadaşlarına iyi davranmaya özen gösteren, buna çok dikkat eden başka hiçbir kimse olmamıştır. O kadar ki, hatası sebebiyle uyarmak istediği bir kişiyi, arkadaşlarının arasında sırf küçük düşürmemek için isim vermeden ve dolaylı bir yolla uyarırdı. Onun şefkat, acıma, merhamet ve yumuşaklığını ise Kur’ân-ı Kerîm Tevbe Süresi 128. ayet şöyle anlatır: “Andolsun, içinizden size öyle bir peygamber gel-di ki, sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, mü’minlere şefkat ve merhametlidir’.Onun bu üstün ahlak özelliklerini örnek alabilmek duasıyle…

belirli günlerPeygamberimiz Hz. Muhammed’in Kuranı Kerimdeki Özellikleri

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Kuranı Kerimdeki Özellikleri
İçinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) e karşı sevgi ve saygımızın ifadesi olarak bir dizi etkinlik yapılır. Bu süre içinde, Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed’i (s.a.v.) bir peygamber olması yönüyle ve özelliklede aile hayatı içindeki insani yönleriyle daha yakından mercek altına alarak örnek almaya çalışırız.

Evet Peygamberimiz Hz Muhammet(s.a.v.) hem bir insan hemde Yüce Allahımızın seçip görevlendirdiği bir peygamberdir ve son peygamberdir. Çünkü kutsal kitabımız Kuran ı Kerimde Yüce Allahımızın bildirdiğine göre artık daha başka peygamber gelmeyecektir. Kur’an-ı Kerim’de bir peygamber olarak Peygamberimiz Hz.Muhammed’le ilgili sayılan başlıca özellikler şunlardır; Yüce Allah’ın elçisi oluşu, son peygamber oluşu, evrensel oluşu yani tüm insanlığa gönderilmiş oluşu, yaratılan bütün âlemlere rahmet oluşu, yüce ahlâk sahibi oluşu ve herkese güzel örnek oluşu gibi özellikleridir. Şimdi sevgili peygamberimizin bu özelliklerini kutsal kitabımız Kuranı             Kerimdeki ayetlerle görelim:
1-Allahın Elçisi oluşuyla ilgili olarak; Fetih süresi 28. ayeti kerimede Yüce Allahımız Peygamberimizle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

         ‘Hz.Muhammed (s.a.v.), Yüce Allah’ın peygamber olarak seçtiği ve doğru yol üzere olan elçilerden biridir. Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ile ve hak din ile gönderen Allah’tır. Buna şahit olarak Allah yeter. Hz Muhammed, Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkârcılara karşı serttirler, birbirlerine karşı ise çok merhametlidirler.’ buyurmuştur.

2-Son Peygamber oluşuyla ilgili olarak ise Ahzap Süresi 40. ayeti kerimede ise Yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

 “Hz. Muhammed, içinizden herhangi bir kişinin babası değildir. O, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise, her şeyi bilendir”  buyurmuştur.

 

3-Evrensel Peygamber oluşuyla yani tüm insanlara gönderilişiyle ilgili olarakta Sebe süresi 28. ayette

Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir; fakat insanların çoğu bilmezler.” buyurulmuştur.
4-Tüm Alemlere Rahmet oluşuyla ilgili olarak ise Enbiya süresi 107.ayette

dersimiz.com

Doğrusu bu Kuran’da, kulluk edecek kimselere bir uyarı ve bir bildiri vardır. Biz seni ancak tüm âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmuştur. (Enbiya, 106-107)


5-Yüce Ahlâk Sahibi ve Güzel Örnek oluşuyla ilgili olarak ise Kalem süresi 4. ayeti kerimede de “Şüphesizki sen, çok güzel ve büyük bir ahlâka sahipsin.” Ve yine Ahzap süresinde”Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlara ve Allah’ı çok anan kimselere Allah’ın Elçisi Hz. Muhammet en güzel örnektir.”buyurulmuştur.                           

İşte bütün bu niteliklerinin bir gereği olarak Sevgili Peygamberimiz biz insanlara bizi yoktan yaratan Yüce Allahımızın buyruklarını emir ve yasaklarını iletti dinimiz İslamiyeti öğretti hem bu dünya hayatımızda hem de ahiret hayatımızda ebedi kurtuluş yolunu gösterdi.

İnsanlığın büyük ahlâk örneğine, Allahümme salli vesellim ala seyyidina Muhammet diyerek binlerce salât, selâm ve rahmet olsun.