24 Haziran 2019, Pazartesi
Ana Sayfa / Belirli Gün ve Haftalar / Polis Teşkikatı’nın Kuruluş Günü (10 Nisan)

Polis Teşkikatı’nın Kuruluş Günü (10 Nisan)

belirli günlerAtatürk ve Türk Polisi

Cumhuriyetin 10’uncu kuruluş yıldönümünde yapılan görkemli törenlere katılmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 100 kişilik bir polis birliği hazırlandı. Emniyet Müdürü Ekrem Şerif beyin büyük bir emek ve çaba harcayarak törene hazır hale getirdiği bu nadide birlik Ankara’daki kutlamalara katıldı. Özel olarak hazırlanan bu polis birliği 29 Ekim 1933 tarihinde yapılan resmi geçitte tüm seyredenler gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün de takdir ve hayranlığını kazandı.

Büyük Gazi; o gün Polis ve Jandarma birlikleri hakkındaki takdir ve övgülerini açıkladı. “Dün sizin hali tavrınızda…” diye başlayan bu söylemdeki “dün” her gün olabilirdi. Bu söylem polis için bir övünç vesilesi idi.

Atatürk’ün bu övünç ve takdir dolu sözleri söylemesi söylenmek için söylenmemişti. Dünya siyasetinin yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden ilki olan Önder Polis ve Jandarma teşkilatlarının ülkenin olmazsa olmazlarından olduğunu çok iyi biliyordu. Bundan dolayı da her iki teşkilatın; bilhassa Polis Teşkilatının çağdaş yöntemlerle idare edilmesini ve çağdaş bilgilerle donanmış polislerle yenileştirilmesini istiyordu. Bu amaçla Çankaya köşkünde bir akşam toplantısı tertip ederek yönetici ve bilim adamlarının konu ile ilgili görüşlerini almak istedi. Çağdaş polislerin yetiştirilmesi için yeni polis okullarının açılmasına ve polis amirlerinin iyi bir eğitim veren bir okulda yetiştirilmeleri fikrine ilk tepki İçişleri Bakanından geldi. Ancak İçişleri Bakanının tepkisi bu uygulamaya gerek olmadığı savıyla değil ekonomik sebeplerden dolayı “Polise mahsus ilk orta ve yüksek öğretim kurumlarının oluşturulması ve illerde teknik bürolar ve sosyal tesisler açılması bu fakir bütçemizle şimdilik mümkün değildir bir müddet daha alışıla gelmiş şekilde polis memuru alımına devam etmekte yarar vardır” şeklinde oldu. Toplantıya katılanların çoğunluğu da bu düşünceye katıldılar.

Alışıla gelmiş usul; diğer bazı devlet dairelerinde de olduğu gibi o zamanki Ankara’nın meşhur ‘İtfaiye Meydanı’ ve etrafındaki kahvehane ve hanlardan memur adayı toplanırdı. Memur olma niteliklerine sahip olanlar burada bulunur ve herhangi bir memurluk talebi için beklerlerdi. O zamanki şartlarda memur olabilmenin niteliği ilkokul mezunu veya okur-yazar olmak askerliğini yapmış olmak ve herhangi bir sakatlığı bulunmamaktı. Polis olmak içinse bunlara ilaveten gösterişli olmak da gerekiyordu. Polis aday adayı eğer siyasi polis olarak görevlendirilecek ise yüzünde şark çıbanı izlerinin bulunmaması önem arz ediyordu.

İçişleri Bakanının ekonomist düşünceyle ortaya sürdüğü haklı gerekçelerin diğer katılımcılar tarafından da kabul görmesine karşılık Atatürk polisin eğitilmesi konusunda çok kararlıydı. Ona göre; Ülkenin iç güvenliğinin huzur ve asayişinin sağlanması ve bunun devamlılık arz etmesi çok önemli idi.

İçişleri Bakanından polis aday adaylarını nasıl seçtiğini sordu. Polis aday adaylarını seçme yöntemini öğrendikten sonra davetlilerden de başkaca bir öneri gelmemesi üzerine Atatürk yaverini çağırttı. “İtfaiye meydanında polis olabilecek vasıfta bir şahıs al getir” dedi. Verilen emir kısa sürede yerine getirilerek Atatürk’ün emirleri doğrultusunda polis olabilecek nitelikte bir şahıs huzuruna getirildi.

Mustafa Kemal Atatürk getirilen şahsa adını memleketini ve askerliğini yapıp yapmadığını sordu. Gerekli cevapları aldıktan sonra tekrar yaverini çağırarak şarjörü ile birlikte bir tüfek getirmesini emretti. Tüfek getirildiğinde “Tüfeği Harput’lu Fikri’ye verin” dedi. Tüfeği alan Fikri’ye de “Tüfeği doldur” diye emretti. Atatürk’ün kesin emri doğrultusunda tüfeği dolduran Fikri’ye bu sefer “tavana ateş et” emrini verdi. Emri alan Fikri hiç tereddüt etmeden tavana beş el ateş etti. Tüfekteki mermiler bitince Atatürk’ün emrini bekleyen Fikri’yi “dışarı çık” diyerek odadan çıkarttı.

Harput’lu Fikri dışarı çıktıktan sonra Atatürk’ün bizzat yanına aldığı ve polisliğini takdir ettiği polis memuru Ragıp efendiyi yanına çağırttı. Karşısında saygılı bir şekilde emir vermesini bekleyen Ragıp efendiye hitaben “Ragıp sonra diğer davetlilere teker teker baktıktan sonra tekrar Atatürk’e dönerek; “Emriniz baş üstüne Paşam ama sebebini öğrenebilir miyim?” diye karşı soru sorunca Atatürk “Çıkabilirsin Ragıp efendi” diyerek onu da odadan çıkarttı.

Polis memuru Ragıp efendi odayı terk ettikten sonra İçişleri Bakanına dönen Atatürk “Şükrü bey ilk gelen Harput’lu Fikri’ye seni vurmasını söylesem vurur muydu?” şeklinde bir soru yönelttiğinde Şükrü bey hiç tereddüt etmeden “Vururdu” diye cevap verdi. Aldığı cevap karşısında yüzü aydınlanmaya başlayan Atatürk tekrar sordu; “Ragıp efendiye seni vurmasını söylesem vurur muydu?” deyince yine aynı kararlılıkla “Vurmazdı paşam” diye cevap verdi.

İstediği ve toplantıda bulunanları eğitici cevapları aldıktan ve onlara uygulamalı olarak bir ders verdikten sonra tekrar Şükrü beye hitaben “O halde kolları sıva Polis Kolejini Polis Enstitüsünü aç. Bu müesseselere en iyi ve en değerli hocaları temin et”diye kesin emrini verdi.

 

belirli günlerAtatürk’ün Polisle İlgili Sözleri

ATATÜRK’ÜN POLİS İLE İLGİLİ SÖZLERİ

Polis asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli olmalıdır.

Polis, kanun adamıdır. Ona her zaman saygı göstermeli ve itaat edilmelidir.

Polise karışılmaz, vazifesini yaparken serbest bırakılmalıdır.

Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.

 

TÜRK POLİSİNE

Dün sizin hali tavrınızda mertlik ve erkeklik yürüyüşünüzde intizam ve ciddiyet size olan haklı itimadı kuvvetlene herkesi memnun etti. Çünkü herkes biliyor ki ve bilmelidir ki; Polis ve Jandarma kuvvetleri vatandaşlara huzur ve sükun temin eden Cumhuriyetin kanunlarına ve medeniyet düşmanlarına karşı kullandığı bir kalkandır.

Binaenaleyh Cumhuriyet kanunlarına memleketimizin huzur ve asayişine karşı gelebilecek ve vatandaşların hürriyetine tecavüz edebilecek her şerrin kafası behemahal bu kalkana çarpmalı ve parçalanmalıdır.

Reisi Cumhur

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

 

belirli günler
Atatürk’ün Türk Polisine Verdiği Önem

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde yeni Türkiye Cumhuriyeti zayıf bir polis teşkilatına sahipti.Cumhuriyet yönetimi, Osmanlı Devleti’nden İl polis teşkilatlarını da merkez teşkilatı gibi pek zayıf durumda devralmıştı.İstanbul, İzmir, Edirne, Bursa, Balıkesir ve Manisa gibi büyük iller 1922 yılına kadar işgal altında kalmış ve bu nedenle kadroları yetersiz durumda bırakılmıştır. Yeni Türk devletini kuran ve Cumhuriyeti ilan etmeyi başaran Mustafa Kemal Atatürk,Polis’e önem vermiş ve iyi bir polisin nasıl olması gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Polis, kanun adamıdır. Ona her zaman saygı göstermeli ve itaat etmelidir. Polis, asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli olmalıdır” (1934). “Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır” (1929).

Cumhuriyetin ilanından sonra, Türkiye Cumhuriyeti, Polis Teşkilatını geliştirmek amacıyla 1924’te Emniyeti Umumiye Müdürlüğüne bağlı olarak yeni birimler oluşturmuş ve Umum Müdürden başka, bir Umum Müdür Muavini, üç Şube ve Evrak Memurluğu ve Polis Mecmuası Müdürlüğünü kurmuştur. 1930 senesinin haziran ayında yürürlüğe giren 19 Mayıs 1930 tarih ve 1624 sayılı Dahiliye Vekaleti Merkez Teşkilatı ve Vazifeleri Hakkındaki Kanun çıkarılmıştır. Kanuna göre; Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü adı Emniyet İşleri Umum Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir. Bu durumda, Emniyet işleri Umum Müdürlüğü’nün merkez teşkilatı, beş şube ile müstakil bir evrak kaleminden oluşmaktaydı. Birinci şube; memleketin genel güvenliğiyle ilgili işleri, ikinci şube; idari, beledi ve adli işleri, Üçüncü şube; özlük işleri, öğretim, saymanlık, donatım işleri, Dördüncü şube; yabancılarla ilgili işleri, Beşinci şube; teknik, istatistik ve yayın işleri, Evrak bürosu; Umum Müdürlüğe ait haberleşme, iş sahiplerinin başvurularını kabul ve sonuçlandırma işlerini yürüten bölümlerden oluşmaktaydı.
pt


Emniyete ait mevzuatın bütün olarak yenilenmesi yönünden önemli ilk adım 30 Haziran 1932 tarihli ve 2049 sayılı Polis Teşkilat Kanununun çıkarılması olmuştur. Bu kanunla, 2 Mayıs 1329(Miladi 1913) tarihli Polis Nizamnamesinin bu kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmış ve Cumhuriyet polisinin yeni teşkilat esasları kurulmuştur.1932 senesi Eylül ayı başında yürürlüğe konan bu kanun; merkez ve taşra kuruluşlarına ait ilkeleri, kadroları ve derecelerini, mesleğe giriş şartlarını, seçme, atama, yükselme, yer ve görev değiştirme usûllerini ve teşkilat içinde görevli kurullar ile disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 46 maddeden oluşmakta idi.

Bu kanun gelişmelere ayak uyduramadığı gerekçesiyle 4 Haziran 1937 tarihinde kaldırılmış, yerine neşir tarihi 12 Haziran 1937 olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu yürürlüğe konmuştur. Bu kanun Emniyet Teşkilatında yapı ve fonksiyon itibariyle yeni birimlerin oluşmasına sağlamış, daha önce şube olarak hizmet veren birimler çoğaltılmış ve Daire Reislikleri olarak faaliyete geçmiştir. Buna paralel olarak da personel sayısı artmıştır. Ayrıca emniyet teşkilatının bölümleri, meslek dereceleri, mesleğe kabul ve tahsil şartları, meslekten çıkma ve çıkarılma ve disiplinle ilgili hususlar tekrar belirlenmiştir. Bu kanun 98 maddeden ibaret olup, bugünkü teşkilatlanmanın dayanağıdır. Yayımlandığı günden zamanımıza kadar ortaya çıkan ihtiyaçları gidermek amacıyla birçok değişikliğe uğramıştır.

Polis teşkilatı elaman ihtiyacını önceleri toplama metoduyla yapmakta iken, özellikle amir kadrosunun eğitimli olmasının gereği anlaşılmış, Polis Akademisi, 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunun 18. Maddesi gereğince orta ve üst kademe yöneticilerini yetiştirmek üzere, Polis Enstitüsü adı altında bir yıllık meslek içi Yüksek Okul olarak 06 Kasım 1937 yılında kurulmuştur. Polis Enstitüsü’ndeki Eğitim Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Kararlarıyla 1940 yılında iki yıllık, 1962 yılında üç yıllık yüksek okullar içerisine alınmış olup 1980 yılından itibaren öğretim süresi 4 yıla çıkarılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve o dönemde Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle, Polis Enstitüsüne öğrenci yetiştirmek amacıyla Polis Koleji lise derecesinde eğitim ve öğretim yapmak üzere Anıttepe’deki Polis Enstitüsü binasında kurulmuştur.

 

belirli günlerİlk Polis Teşkilatının Kuruluşu (10 Nisan 1845)

1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.
Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla ilk defa 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazı ile bildirilmiştir.

Bu nizamnamede polis teşkilatının kuruluş amacı, belde güvenliğini sağlamak olarak belirtilmiştir.

Bu çalışmalara rağmen, karışıklık devam etmiş, İstanbul’da polis hizmeti; Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve Polis adını taşıyan teşkilatlar tarafından yürütülmüştür. Taşrada ise güvenlik hizmetleri, Sipahilerden oluşan zaptiyelerle ve Asakir-i Mansure alaylarıyla yürütülmüştür.

 

belirli günlerPolis Andı

Cumhuriyet Kanunlarının, Türk Polisi Olarak bana verdiği vazifeleri sadakatle
ifa ve Amirlerimin Emirlerine itaat edeceğime,Vatandaşlarıma daima yardımcı ve müşfik olacağıma ve vazife uğrunda canımı feda etmekten çekinmeyeceğime Namusum Üzerine Yemin Ederim.

belirli günlerPolis Marşı

Yurtta Sulh Cihanda Sulh, amacımız her işte
Türk Öğün, Çalış,Güven bekleyenin var işte
Hudutta Ordu bekler,Dahilde biz bekleriz,
Biz Kanunun,Rejimin Timsali POLİSLERİZ.

Halkın hizmetindedir bizim bütün varlığımız.
Doğrulukla incelik ayrılmaz şiarımız
Hudutta Ordu bekler,Dahilde biz bekleriz,
Biz Kanunun,Rejimin Timsali POLİSLERİZ.

belirli günlerPolisi Tanıyalım

Polis terimi, kökeni Yunanca ve Latince olan bir kelimedir. Yunanca politika, Latince politika kelimelerinden türemiştir. Eski Yunanlılar kendi şehir devletlerine polis ismini vermişlerdir.
Polis kelimesi ıstılah! olarak, kuruluşu bulunduğu yerde kamu düzen ve güvenliğini koruyan, yasaların adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını sağlıyan teşkilat, kolluk, zabıta, şehirde güvenliği sağlamakla yükümlü kişiler anlamında kullanılmıştır. Polis kelimesinin yerine emniyet deyiminin kullanıldığı da olur.
Polis görevi itibariyle; asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyan, halkın ırz can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin Eden, yardım isteyenlere, yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet Eden, kanun ve nizamnamelerin kendisine verdiği vazifeleri yapan silahlı icra ve inzibat kuvvetidir.

Genel olarak polis, bir ülkenin sükun, güvenlik ve düzenini sağlamak ve korumakla görevlidir. Bunu yerine getirirken önceden belirlenmiş müeyyidelere uymakla yükümlü ve hükümet tarafından alınan ve yerine getirilmesi istenen kararların icrasını sağlamakla görevlidir.

Zaptiye Müşirliği Dönemi (1846-1879)
Zaptiye Müşirliği, yalnız zabıta işleriyle uğraşmak üzere kurulmuş, yeni bir teşkilat niteliği taşımaktadır. 1846 yılında yayımlanan bir genelge ile polis hizmetlerinin Serasker tarafından yönetilmesinin askerlerin asıl görevlerini aksattığı belirtilerek, yalnızca polis hizmetlerini yürütmek üzere ve seraskerlikten bağımsız olarak, Zaptiye Müşirliği, Zaptiye Müşir Yardımcılığı ve emniyet hizmetleriyle ilgili kanunları hazırlamak için Zaptiye Meclisi kurulmuştur. Ancak kısa bir süre sonra da, Zaptiye Meclisi kaldırılmış ve yerine “Divan-ı Zaptiye” ve “Meclis-i Tahkik” kurulmuştur.

Böylece, hem İstanbul, hem de eyaletlerin emniyet işleri, Zaptiye Müşiriyetince yürütülmüş ve bu makam gerek teftiş memurlarıyla ikinci defa olarak 1867’de kurulmaya girişilen polis teşkilatının ve gerekse jandarma teşkilatının bağlı olduğu tek yer olmuştur.

Bu ” Tevhid-i Zabıta ” dönemi 1879 yılına Kadar devam etmiş ve Zaptiye Müşiriyeti kaldırılmış, yerine görevi sadece polis işlerini içeren, Zaptiye Nezareti kurulmuştur. Yani, polis ve jandarma bir daha birleşmemek ve tek elden yönetilmemek üzere ayrılmışlardır.

Zaptiye Nezareti Dönemi (1879-1909)
1876 yılındaki Tanzimat ve Islahat hareketleri çerçevesinde, Avrupa’daki örneklerine göre bir polis teşkilatı kurulmasına, I.Meşrutiyet’in ilanından sonra oluşan hükümet programında yer verilmiş ve 1879 yılında Zaptiye Nezareti kurulmuştur.

Bu dönem, bir taraftan 18 Zilhicce 1296 tarihinde oluşup, önce yalnız başkent istanbul’un emniyet işleriyle, daha sonra da 1311’den itibaren diğer illerde kurulmaya başlanan polis teşkilatını idareyle görevlendirilen Zaptiye Nezareti’nin oluşturulmasıyla, diğer taraftan kaldırılmış Zaptiye Müşiriyeti’nin emrindeki Asakir-i Zaptiye’nin, Zaptiye Nezaretine bağlanmayarak, Jandarma Dairesi kanalıyla doğrudan doğruya Seraskerliğe bağlanmasıyla başlar ve II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Zaptiye Nezareti’nin ortadan kaldırılıp yerini Emniyet Umum Müdürlüğü’ne bıraktığı Hicri 17 Recep 1327 (22 Temmuz 1909-Miladi) tarihine kadar devam eder.

Hicri 1298 senesinde, İstanbul’da inzibat ve asayişi korumakla görevli Asakir-i Zaptiye teşkilatı kaldırılarak yerlerine polis teşkilatı kurulmuş ve bunlara zaptiye görevleri devredilmişti.

1-İstanbul Polis Teşkilatı ve Bölgeleri

İmparatorluk başkenti, İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu Polis Müdürlükleri ve Beşiktaş Polis Memurluğu adları ile dört polis dairesine ve her polis dairesi de merkezlere ayrılmıştır.

Her polis dairesi, bir polis müdürü ile bir başkan ve üyeden oluşan bir polis meclisi ve her merkez bir serkomiser tarafından yönetilmekteydi. Zamanla, meclislerin üye sayısı ve serkomiserlikler çoğaltıldı.

1303 (1886) yılından sonra, İstanbul Polis Müdürlüğü dışındaki diğer müdürlüklerin “mutasarrıflık” adını aldığı, polis müdürüne mutasarrıf denildiği görülmekte ve 1316 (1898) tarihinde de İstanbul’da sivil polis teşkilatı kurulmuş.

2- illerde Polis Teşkilatının Kurulması
1311 senesinde 15 ilde polis teşkilatı kurulmuş ve her il polis dairesinin başına bir serkomiser getirilmiştir.

Zaptiye Nezareti devrinin sonlarına doğru illerin çoğunluğunda polis müdürü veya serkomiserin yönetiminde polis teşkilatının kurulduğu görülmektedir.

1845 yılında kurulan, 1907 yılına kadar hızla gelişen polis teşkilatının kanuni bir dayanağı yoktu.

1298 (1881) senesinden önce, 1261 ve 1284 senelerinde kurulması istenen polis müesseselerinin dayanacağı hükümleri içeren polis nizamnamelerinin peşinen yayımlanmasına rağmen; bu teşkilat meydana getirilmemiş, buna karşılık kanuni bir metine dayanmayan 1298 (1881) teşkilatı büyük bir başarıyla gelişmiş ve memleketimizin bugünkü kuvvetli polis teşkilatının temellerini atmıştır. ilk kez, 6 Aralık 1896 (l Recep 1314) tarihinde polisin görev ve yetkilerini gösteren 16 maddelik bir talimat yayımlanarak ilk hukuki metin niteliğini taşıyan belge ortaya çıkmıştır.

1907 yılına kadar, yürürlükteki ilkelere ve işin gereklerine uygun olarak ve daha önce yayımlanan talimat hükümleri çerçevesinde görev yapan polis kuruluşlarının teşkilatını ve uyguladığı hükümleri tek bir metin halinde toplayan ilk polis nizamnamesi, 19 Nisan 1907 (5 Rebiülevvel 1325) tarihinde yayımlanmıştır.

Polis kuruluşlarının ihtiyaçlarını her yönden mükemmel bir tarzda karşılamış olan bu nizamnamenin en belirgin özelliği, içerdiği hükümlerin uzun bir süre başarıyla uygulanmış ve herhangi yabancı bir devletin kanunundan körü körüne iktibas edilmiş bulunmamasındandır. Hatta 1913 yılında çıkarılan Polis Nizamnamesi dahil bu nizamnamenin bazı maddelerini yürürlükten kaldırmamış, bahse konu maddeler yeni çıkarılan nizamname ile birlikte uygulanır olmuştur.

Meşrutiyet Dönemi (1908-1920)
1909 tarihinde II. Meşrutiyetin ilam üzerine, Fransız ve Alman polis teşkilatları esas alınarak zabıtada bir değişiklik yapılması ve ona göre yeniden teşkilatlandırılmasına karar verildi. Başlangıçta 1908’de Zaptiye Nezareti kaldırılmamış, aksine Bakanlığın başına yetenekli kişiler getirilerek yeniden düzenlenmesine çalışılmıştır.

17 Recep 1325 (22 Temmuz 1907) tarihinde çıkarılan “Istanbul Vilayeti ve Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun” ile Zaptiye Nezareti kaldırılarak yerine Dahiyile Nezaretine bağlı ve memlekete şamil polis işlerinin yürütülmesiyle görevli Emniyet Umum Müdürlüğü ve İstanbul vilayetine bağlı bir polis müdürlüğü kurulmuş ve Harekat Ordusu Kumandanlarından Galip Bey ilk Emniyet Umum Müdürü olarak teşkilatın başına geçirilmiştir. Yine aynı kanuna göre, Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti yeni bir polis nizamnamesinin düzenlenmesine kadar polis işlerini 4 Ağustos 1907 tarihli Polis Nizamnamesi’nin hükümlerine göre yürütecekti.

Bu durumda, Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti kurulmasının başlangıcında, İstanbul zabıta işleri de dahil olmak üzere bütün memleket polisini yönetim altında bulundurmaktaydı. Bu itibarla Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti tam manasıyla Zaptiye Nezaretinin yerini alıyordu.

9 Aralık 1913 tarihinde çıkarılan Dahiliye Nezareti Teşkilat Nizamnamesi’ne göre; Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti, Ankara’da milli hükümet kurulmasına kadar Dahiliye Nezareti’ne bağlı olarak görev yapan bir teşkilat niteliğini kazanmıştır.

Sözü edilen nizamnameye göre, Dahiliye Nezareti’nin bir dairesi olan Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nin şubeleri şunlardır. Emniyet Şubesi, Memurin ve Levazım Şubesi, Muhasebe Şubesi, Tahrirat Şubesi.Bu şubelerin en önemlisi olan Emniyet Şubesi, memleketin genel asayişine ait işleri incelerdi, ikinci şube ise, polislerin özlük işlerine bakar ve levazımını tedarik ederdi. Bundan başka, Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü’nün kurulmasından hemen sonra açılan İstanbul Polis Okulu da bu daireye bağlıydı.

Daha sonraki tarihlerde, bu teşkilata yeni şubeler eklenmiştir. 28 Ocak 1327’de Heyet-i İstihbariye, 13 Nisan 1329’da Polis Müfettişliği ve aynı senenin eylül ayında bir Kısmı Siyasi Müdürlüğü’nün meydana getirilmesi, siyasi ve idari işlerle görevli iki Umum Müdür Muavinliğinin meydana getirilmesi bunlar arasında yer almaktadır.

Siyasi kısımda; birer müdür yönetiminde altı şube ile umumi kalem ve hususi kalemler bulunmaktaydı. Her şubenin kadrosu, birer müdür, iki muavin ve yeterince memurdan oluşuyordu, idari kısım ise, muhasebe, memurin ve müteferrika müstahdemini içermekteydi. 1915 yılı başlarında, bu teşkilat yeniden gerçekleştirilerek Seyrüsefer, Ecanip ve Takibat-ı Adliye Müdürlükleri kurulmuştur. Yine aynı yıl içinde, Dahiliye Nezareti’ne bağlı olmak üzere Emniyet Müfettişliği adı altında yeni bir memuriyet daha meydana getirilmiştir. Bunlar, hudut kapılarıyla demiryolu durak yerlerinde görev yapmaktaydılar. Yolcu trenlerinde görevli seyyar polis ve komiserler Emniyet Müfettişliği’ne bağlı bulunmaktaydılar.

21 Mayıs 1913 tarihli Polis Nizamnamesi
II. Meşrutiyet’ten sonra yeni rejimin ilkelerine uygun ve zamanın ihtiyaçlarını daha iyi karşılayan yeni bir polis nizamnamesinin hazırlanması zorunlu görülmüştü. 21 Mayıs 1913 tarihli nizamname ile polisin teşkilatlanması, görev ve yetkiler ile personelin dereceleri, sınıfları, mesleğe giriş, yükselme ve diğer bütün özlük işleri en iyi şekilde ve günün şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.

belirli günlerPolisliğin Tarihçesi

İnsanlar,topluluklar meydana getirip bir arada yaşamaya başladıkları tarihten itibaren,toplumun ve fertlerin can ve mallarının korunması ihtiyacını duymuşlar , bu tarihten itibaren güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına önem vermişlerdir.Şehir devletlerinin kurulması ile birlikte toplumun güvenliğini sağlayacak güvenlik örgütleri kurmuşlardır.

Güvenlik örgütleri “Polislik Mesleği” yani güvenlik ve huzurunun temini,toplumların birleşmeleri, büyümeleri,gelişmesi ile birlikte hangi yönetim şekline sahip olursa olsunlar devletlerin önem verdikleri bir kurum haline gelmişlerdir.

Eski Türk boylarında güvenlik “SUBAŞI” lar tarafından yürütülmekte idi.Kelime; su,asker ve ordu; subaşı da bunların komutanı demektir.Osmanlılarda ise güvenlik Sadrazama bağlı subaşılar emrindeki “ASESBAŞI” lar ile sağlanmakta idi.

Yeniçeri ocağının kaldırılmasının ardından 10 Nisan 1845’te İstanbul’da “Polis” adıyla bir teşkilat kurulmuş ve bu teşkilatın görevleri “POLİS NİZAMNAMESİ” ile belirtilerek yabancı elçiliklere duyurulmuştur.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra ülke genelinde güvenlik ve huzurun sağlanması,halkın canının ve malının korunması görevleri verilen İç İşleri Bakanlığına bağlı olarak şehirlerin güvenliği POLİS TEŞKİLATI tarafından sağlanmaya başlanmıştır.

POLİS; bugün,Atatürk ilkeleri ışığında,özgürlükçü,demokratik düzen içinde,millet olarak varlığımızın sürdürülmesi,yasa egemenliğinin ve halkın güvenliğinin sağlanması,sürdürülmesi,halkımızın canının ve malının korunması,suç işlemeye yönelik davranışların önlenmesi,suçluların yakalanarak adalete teslimi ve ilgili yasa ve yönetmeliklerin kendisine verdiği diğer görevleri büyük bir gayretle yerine getirmektedir.