13 Aralık 2019, Cuma

Qindex Nedir

Kaynak : http://akdenizdenhaber.com/nedir-bu-q-meselesi/

Bu metin bot yazılımı ile veri madenciliği teknikleri ile sisteme otomatik eklenmiştir. Kaynak belirtilerek tekrar düzenlenmiştir.

Akademide son yıllarda giderek yaygınlaşan “Q” kavramı, çoğunlukla İngilizce karşılığı olan “Quality” “yayın kalitesi” ile ilişkilendirilmektedir. Aslına İngilizce “quartile” (çeyrek dilim) kelimesinin karşılığı olan bu kavram bir anlamda da kalite göstergesi olarak akademik yayınlarda, kişisel ve kurumsal performans göstergelerinde çoklukla kullanılmaktadır. Akademik çalışmaların yayımlandığı dergilerin sayılarının sürekli artış gösterdiği bir ortamda kalitenin ölçülmesi gündeme gelmiş ve Web of Science (WoS) son 2-3 yıldır yayınları bu kategoriye göre de bölümlemiştir. Tüm dünyada ve ülkemizde akademik çalışmaların kalite ölçütü olarak kullanılan WoS’da taranabilmesi, yani derginin Science Citation Index (SCI) veya Social Science Citation Index (SSCI) olması önemli görülürken, bugün dergi  sayının artmasıyla Q kavramı ortaya çıkmıştır.

Dergilerin Qindex Değerine Göre Gruplandırılması

WoS tüm dergi gruplarını 256 anahtar kelime grubuna göre sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırma akademisyenin yayınını gönderdiği andan itibaren yazarın kendisi veya WoS tarafından otomatik olarak kategorize edilmektedir. Aynı anahtar sözcük grubundaki her bir derginin etki değerine göre –ki bu değer derginin atıf sayısına göre elde edilmektedir– sıralaması yapılır. Örneğin uzaktan algılama anahtar kelimesi içerisinde WoS’da toplam 30 dergi yer almaktadır. Bunlar etki değerleri göz önüne alınıp büyükten küçüğe sıralanıp, çeyrek dilimlere bölündüğünde ilk çeyrekte (ilk %25’lik bölümde) yer alan dergiler Q1 sınıfı, 2. Çeyrekte (%25 – %50) yer alan dergiler Q2 sınıfı, 3. Çeyrekte (%50  -%75) yer alan degiler Q3 sınıfı ve son çeyrekteki (en alt %25) dergiler ise Q4 sınıfı olarak isimlendirilip değerlendirilmektedir. Yazının başında da belirtildiği gibi Q1 sınıfı dergi de yer alan yayının kalitesi Q4 sınıfındakine oranla daha önde yer almaktadır. Bu bir anlamda oldukça doğru sayılabilir, çünkü akademide kalitenin en büyük ölçütü aldığı atıftır.  Siz yayınınızda dağları yerinden oynatsanız dahi bu çalışma atıf almıyorsa ne fayda!

Atıf Sayısı Önemli

Bu konudaki bir başka önemli husus da derginin birden fazla WoS kategorisinde bulunabilmesidir. Yapmış olduğunuz bir çalışma hem yer bilimlerini hem de bilgisayar bilimlerini veya hem sağlık bilimlerini hem de bilgisayar bilimlerini ilgilendirebilir. Her kategori içerisinde farklı anahtar kelime grubunda yer alabilir. Örneğin “Landslides” dergisi “Engineering, Geological” (Mühendislik, Jeoloji) kategorisinde yer alan 36 dergi içersininde 1. sırada ve Q1 kategorisinde yer alırken, “Geosciences, Multidisciplinary” (Yer bilimleri, Çok disiplinli) kategorisinde 190 dergi içerisinde 25. sırada ve yine Q1 kategoriside yer alabilir. Bir başka örnek; “Computers & Geosciences” dergisi “Computer Science, Interdisciplinary Applications” kategorisinde yer alan 105 derginin 37. sırasındayken, “Geosciences, Multidisciplinary” kategorisinde yer alan 190 dergide 62. sırada yer almaktadır. Her ikisinde de Q2 sınıfındadır. Dergilerin yer aldığı kategoriler WoS tarafından tanımlı 256 kategorik anahtar kelime grubu içerisinde olduğu unutulmamalıdır.

Dergilerin Birden Fazla Q Değeri

Peki WoS’da taranan bir dergi, bir kategoride Q1 diğer kategoride Q2 veya başka bir sınıfta yer alabilir mi? Cevabı evettir. Örneğin; “Bioorganic & Medicinal Chemistry Letters” adlı dergi “Chemistry, Medicinal” kategorisinde yer alan 59 dergi içinde 34. sırada Q3 kategorisinde yer alırken, “Chemistry, Organic” kategorisinde 57 dergi içerisinde 22. sırada Q2 sınıfında yer almaktadır. Bu derginin tanımlaması yapılırken üst grupdaki Q değeri geçerlidir. Yani dergi Q2 sınıfı olarak tanımlanabilir. Çünkü aldığı atıf itibariyle çoğunluğunu “Chemistry, Organic” sınıfından alacaktır. Şimdilik atıfların kalite ayrımı yapılmamaktadır ancak veri tabanı yönetimi ve veri madenciliğindeki gelişmeler bunun da yakın olduğunu göstermektedir.

Üniversitelerin Performansı ve Q değeri

Son yıllarda giderek artan kalite ve performans değerlendirmelerinde özellikle Q değerleri kullanılmaya başlamıştır. University Ranking by Academic Performance (URAP) (tr.urapcenter.org) vb performans ölçüm merkezleri üniversite sıralamalarında Q4 sınıfı dergileri analizlerinde yer vermemektedir (bkz. http://tr.urapcenter.org/2018/2018.php) . Bundaki en büyük etken dergi kalitesinin atıf sayısıyla doğru orantılı olmasıdır. Atıf sayısı doğrudan önemliyse neden derginin etki faktörü doğrudan kullanılmamaktadır? Dergilerin etki faktörü aldıkları atıf sayısının yayın sayısına oranı ile bulunmaktadır. Bu değer her ne kadar kalite göstergesi olsa da farklı disiplinlerde farklı etki değerleri alınmasına yol açmaktadır. Örneğin; 2017 yılında mühendislik alanında 6.457 etki faktörüne sahip “Remote Sensing of Environment” dergisi üç kategoride (Environmental Sciences (12/242), Imaging Science & Photographic Technology (1/27), Remote Sensing (1/30)) de Q1 sınıfında yer alırken, alanında “Nature” dergisi 41.577 etki faktörüyle “Multidisciplinary Sciences” Q1 de yer alabilmektedir. Bir başka örnek; farklı disiplinlerde aynı Q2 sınıfında yer alan “Journal of Immunology”, “Remote Sensing”, “Bioorganic Medicinal Chemistry Letters”, ve “Tourism Geographies” dergileri için 2017 etki değerleri sırasıyla 4.539, 3.406, 2.442 ve 2.068 değerlerine sahip olabilmektedir. Bunun nedeni disiplin içerisinde yapılan yayın sayısı ve atıf sayısıdır. Bu durumu tüm disiplinler için normalize edebilmek adına her disiplinin ilgili anahtar konusu (WoS’da taranan 256 anahtar kategori) kullanılarak gerçekleştirilebilecek bir sınıflandırma, etki değerleri arasındaki bu farklılıkları da ortadan kaldırmış olacaktır. Böylece dergi hangi disiplinde yer alırsa alsın kendi disiplini içerisinde bir kalite sıralamasına tabi olmuş olacaktır.

Bir Dergi için Q Değeri, Qindex Sabit mi?

Dergilerin Q sınıf değerleri sabit değildir. Aynı yaşayan birer organizma gibi dergilerin aldıkları atıf oranına bağlı olarak değişebilir. Örneğin, Taylor & Francis Ltd.’in “International Journal of Remote Sensing” dergisi 1997 yılında InCites (WoS)’da alanında 8 dergi içinde 5. sırada yer alarak Q3 sınıfı iken,  1998 yılında etki değeri yükseldiğinden 8 dergi içerisinde 4. sıraya çıkarak Q2 sınıfına terfi etmiştir. Aynı dergi 2001 yılında ise alanındaki 9 dergi içerisinde 7. sırada kalmış ve Q4 sınıfına gerilemiştir. İleleyen yıllarda alanında toplam 30 farklı derginin yer almasıyla 2017 yılı itibariyle 16. Sırada bulunarak Q3 sınıfındadır. Dolayısıyla dergilerin Q değerleri yıllara göre değişkenlik göstermekle birlikte Q1’den Q4’e değişimi veya tam tersi keskin değişimler pek mümkün olmamaktadır. Dergilerin Q değerlerinin yayınlandığı yıla göre de değerlendirilmesi veya bu durumun akademik ve/veya kurumsal performans değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması da önem arzetmektedir.

Akademisyen ve Q index değeri

Q’lar ile ilgili bu durum özellikle son yıllarda kalite arayışına giden bilimsel camiada üniversitelerin sırlamaları, akademisyenlerin performans ölçümleri ve atama yükseltme kriterlerine kadar kullanılır hale gelmiştir. Ülkemizde Akdeniz Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi gibi üniversiteler atama yükseltme kriterlerinde artık yayın sayısı kadar Q değerlerine de önem vermeye başlamışlardır. Bunun bir başka örneği de 2019 yılında uygulanacak olan “Akademik Teşvik” yönetmeliğidir. Haziran 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan yeni yönetmeliğe göre, artık akademisyenlerden SCI/SSCI yayın yapmaları değil, aynı zamanda kaliteli yayın yapmaları beklenmektedir. Yönetmeliğin 6. maddesinde, SCI/SSCI dergiler ULAKBİM dergi listesinde yer alan puana göre sınıflandırılmaktadırlar. Şu an mevcut durum tüm Q’ları kapsamakta ve dergileri 3 sınıfa bölmektedir. ULAKBİM dergi listesi de dergi etki faktörlerini baz almakta, dolayısıyla Q değerlerine dayanmaktadır. TÜBİTAK ULAKBİM tarafından yayınlanan dergi listesi önceki dönemlerde A, B ve C grubu olarak ayrılmış durumdaydı. Şu an bu hesaplama doğrudan dergi etki faktörüne göre yapımakta.  Bu nedenle farklı disiplinlerde aynı Q sınıflarında farklı destek miktarları hesaplanmaktadır. Bu da disiplinler arası destek miktarı ayrımına neden olmaktadır. Ancak yakın gelecekte kuvvetle muhtemeldir ki Q sınıflarının WoS’da olduğu gibi kullanılması ULAKBİM için de gündeme gelebilir. Aynı durum Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) için de geçerli olup, akademisyenlerin sadece ürettikleri yayınları değil, hangi Q sınıfında ürettiklerini de ölçen bir “Doçentlik Sınavı” mekanizması pek de uzak gelecekte değildir.

Sonuç

Akademi sürekli kendini, bilgisini yenileyen yeni bilgilere açık olan insanlardan oluşmaktadır, en azından öyle olmalıdır ki bilim yapılabilsin. Akademide tutarlı olmak ile sabit fikirli olmak karıştırılmamalıdır. Son yıllarda dünyada ve ülkemizde oluşan bu “kalite yüceltilmesi”ne direnmek yerine, “Katkı nasıl sağlanmalıdır?” “Kaliteli yayın nasıl üretilmelidir?” Diye düşünülmelidir. Aksi takdirde üniversite/akademisyen performanslarında sayıca çok ama bi o kadar da kalitesi bilimsel camiada tartışılan yayınlar ile bilimsel dünyada söz sahibi olmak pek de mümkün olamayacaktır. Gelecekte yayınların niceliğinden çok niteliği daha önemli olacaktır.